Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/26297 E. 2012/453 K. 17.01.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/26297
KARAR NO : 2012/453
KARAR TARİHİ : 17.01.2012

Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık …’in, 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un 16/1. maddesi gereğince 20.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Balıkesir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/04/2010 tarihli ve 2009/779 esas, 2010/260 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 02/02/2011 gün ve 2010/1308/7303 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17/02/2011 gün ve 2011/84818 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Balıkesir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin anılan kararının, Sanığa 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre Usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği için kesinleşmediği Belirtilerek 08/11/2010 tarihli ve B.03.0.CİG.0.00.00.04-105-10-7465-2010/12956/68016 sayılı yazımızla dosyanın iade edilmesi üzerine, anılan Mahkeme tarafından tutulan 23/11/2010 tarihli tutanakta, söz konusu kararın anılan Kanun’un 35 maddesine göre usulüne uygun olarak sanığa tebliğe çıkartılıp kesinleştiğinin belirtilerek dosyanın yeniden gönderildiği gözetilerek yapılan incelemede;
3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un 16/b-4. maddesinde yer alan “Bu suçlardan dolayı yapılan yargılamalarda 04/04/1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 225 enci maddesi uygulanabilir” şeklindeki düzenlemeye, 20/12/2009 tarihli ve 27438 sayılı Resmî Gazete OT yayımlanarak yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanunu’nda yer verilmemiş olması karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 195. maddesi uyarınca, sanığa gelmese dahi yokluğunda duruşma yapılabileceğine dair açıklamalı davetiye gönderilmesinin yeterli olmayacağı, savunması alınmadan karar verilemeyeceği gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Y A R G I T A Y İ L A M I

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
6099 sayılı Yasa ile değiştirilmeden önce düzenlendiği şekliyle hüküm ve tebligat tarihlerinde yürürlükte olan 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca tebliğ edilerek hükmün kesinleştirildiği anlaşılmakta ise de, 7201 sayılı Kanun’un 35. maddesinin uygulanabilmesi için gerekli ön koşul olan kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre, daha önce yapılmış bir tebliğ işleminin bulunması veya tebliğ yapılmamış ise 35. maddenin son fıkrasında gösterilen ayrıksı durumlardan birinin oluşmasının gerekli olması karşısında, 7201 sayılı Yasanın 35/son ve Tebligat Tüzüğünün 55/son maddeleri uyarınca “Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, taraflar arasında yapılan, imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen adresler ile kamu kurum ve kuruluşların ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkârlar sicillerine verilen en son adreslerdeki değişikler hakkında da bu madde hükümleri uygulanır” şeklindeki düzenlemeye nazaran, söz konusu yasa hükmü uyarınca, daha önce adli mercilerce ve usulüne uygun olarak yapılmış bir tebligat bulunmasa bile, imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen ya da anılan kurum ve kuruluşlara bildirilen adreslerdeki değişikliklerin bildirilmesi durumunda da, Tebligat Kanunu’nun 35. maddesindeki hükümlerin uygulanacağı dolayısıyla, daha önce adli mercilerce usulüne uygun olarak yapılmış tebligat bulunmasa bile, belirtilen nitelikteki sözleşmelerde yer alan veya söz konusu kurum ve kuruluşlar tarafından bildirilen adrese, mahkemece önce bu adresin değişip değişmediğinin bilinmemesi nedeniyle anılan Kanun’un 35. maddesi dışındaki maddeler uyarınca tebligat çıkarılması ve tebligatın yapılamayarak, tebligat memurunca sanığın adresinin değiştiğinin belirlenmesi ve Tebligat Tüzüğünün 55/2. maddesi yollamasıyla 28. maddesinde belirtilen usule uygun olarak yapacağı araştırma sonucunda yeni adresinin de tespit edilememesi durumunda, tebliğ olunacak evrakının bir nüshasının eski adrese (bilinen en son adrese) ait binanın kapısına asılması gerekeceği ve kapıya asma tarihinin tebliği tarihi sayılacağı, bu tebligattan sonraki tebligatlarında; sanığın adresinin hâlâ bilinememesi durumunda, kapıya asma usulüyle yapılacağı cihetle sanığın … 1. Noterliğince tanzim edilen 20.08.1998 tarihli İmza Beyannamesinde bildirdiği adresine çıkarılan açıklamalı davetiyenin muhatabın adresten ayrılmış olması nedeniyle bila tebliğ iadesi üzerine Tebligat Tüzüğünün 55/2. maddesi yollamasıyla 28. maddesinde belirtilen usule uygun olarak yapılacak araştırma sonucunda yeni adresinin de tespit edilememesi durumunda anılan Yasanın 35. maddesine göre tebliğ edilmesi gerekirken söz konusu araştırma yapılmadan doğrudan 35. madde uyarınca tebliğ edildiği ve bu nedenle hükmün kesinleşmediği anlaşıldığından; 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin (1). fıkrası uyarınca, ancak temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar ya da hükümler hakkında kanun yararına bozma yoluna başvurulabilmesi karşısında; yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin REDDİNE müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmek üzere dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.