Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/26308 E. 2012/6257 K. 31.01.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/26308
KARAR NO : 2012/6257
KARAR TARİHİ : 31.01.2012

Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık …’nin, 3167 sayılı Çekle ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 16/1.maddesi gereğince 2.600,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılımasına dair, Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.06.2010 tarihli ve 2009/1491 esas, 2010/532 sayılı kararının infazı için Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesini müteakip, anılan kararda kanun yolu bilgilerinin eksik olması sebebiyle ilamın kesinleşmesinde tereddüt hasıl olduğundan, hükmün infaz edilip edilemeyeceği hususunda bir karar verilmesini müteakip infaz edilmek üzere evrakın gönderilmesi talebi üzerine, herhangi bir tereddüt saptanmayan hükmün yerine getirilmesine devam edilmesine ilişkin, aynı Mahkemesin 24.11.2010 tarihli ve 2009/1491 esas, 2010/532 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemisinin 03.12.2010 tarihli ve 2010/1597 müteferrik sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 19.02.2011 gün ve 2010/1820/10041 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.04.2011 gün ve 2011/110021 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.11.2006 tarihli ve 2006/6-123 esas, 2006/229 sayılı ilamı ile Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 13.07.2009 tarihli ve 2009/8068 esas, 2009/10789 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, Anayasa’nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/2, 231/2, 232/6 ve 291/1-2.maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüte yer vermeyece şekilde açıkça gösterilmesinin gerekmesi karşısında, sanığın ve katılan vekilinin yokluğunda verilen söz konusu kararda başvuru merciinin gösterilmediği gibi, ayrıca taraflara karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği anlaşılmakla, Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.06.2010 tarihli ve 2009/1491 esas, 2010/532 sayılı kararının kesinleşmemiş olması sebebiyle, bu karar üzerine aynı mahkemece verilen 24.11.2010 tarihli ek karara yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Ayrıntıları Y.C.G.K.’nun 05.10.2010 tarih ve 2-169 esas, 188 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; usulüne uygun olarak sanığa tebliğini müteakip süresinde temyiz edilmeyerek kesinleşen Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.06.2010 tarih ve 2009/1491 esas 2010/532 sayılı kararında kanun yolu merciinin gösterilmemiş olmasının temyiz süresinin işlemesine engel olmadığı, ayrıca hükümde başvurulacak yasa yolu süresi açıkça belirtildikten sonra “temyiz yolu açık olmak üzere” denilmek suretiyle temyizen inceleme merciinin Yargıtay olduğunda kuşku bulunmaması ile kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşmesi hususunun yargılama faaliyetinin doğal sonucu olması nedeniyle kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.01.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.