YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/65442
KARAR NO : 2013/9575
KARAR TARİHİ : 23.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın vefat eşinden kalan beyaz eşya satış işyerine gelip kendini mali müşavir-muhasebeci olarak tanıtan sanığın, öncelikle işyerinin katılana devri ve benzeri işlemleri ifa edip güven sağladıktan sonra; vefat nedeniyle ortaya çıkan veraset-intikal beyannamesi verilmesi, vergilerin ödenmesi, katılanı Bağkur’dan emekli etme, murisin …’teki bir arsasının problemini çözme vaatleriyle 8-10 aylık dönem içinde toplamda 17.000 TL’yi alıp hiçbir işlemi yerine getirmeyip, haksız yarar sağlaması eyleminin “dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu iddia olunan somut olayda;
1-Sanığın, 19/06/2008 tarihli savunma beyanında adı geçen…ın ve katılanın aşamalardaki anlatımlarında bahsettiği …’ın iddia ve savunmalar doğrultusunda usulünce tanık sıfatıyla dinlenmeleri sanığın o tarihlerde muhasebeci-mali müşavir olduğu söylenen …yanında çalışıp çalışmadığının, katılanın işlemlerini yaptırmak amacıyla …’in bürosuna başvurup başvurmadığının aralarında yazılı hizmet sözleşmesi olup olmadığının öğrenilmesi, katılanın eşi Mahmut’un vefatı öncesi beyaz eşya bayii, şirket ortağı-yetkilisi olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, vefat sonrası katılanın beyaz eşya satıcılığı-şirket ortaklığı gibi işlemlerinde bir vekaletname, temsil belgesi veya sözleşmeye dayalı olarak sanığın hizmet ifa edip etmediğinin somut olarak belirlenmesi, “1.500 TL aldım” şeklindeki belgenin veriliş zamanı ve nedeninin sanıktan sorulup öğrenilmesi, sanık müdafinin 16/12/2008 tarihli dilekçesi ekinde sunduğu belgelerin mahiyetinin taraflara açıklattırılması toplanan deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun ve suç vasfının tayin ve takdiri gerekirken eksik soruşturmayla yazılı şekilde hüküm tesisi,
2- Kabul göre de ;
a)Suça konu paraların muhtelif tarihlerde katılandan alındığı sonucuna ulaşıldığı halde sanık hakkında TCK’nun 43. maddesinin uygulanmaması,
b)Temel hapis cezası alt sınırdan takdir ve tayin olunduğu halde aynı gerekçeye dayanılarak adli para cezasının belirlenmesine esas tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini,
c)Hapis cezası ertelendiği halde TCK’nun 51/3. maddesine göre bir yıldan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere denetim süresi belirlenmesi gerektiğinin nazara alınmaması,
d)Adli para cezasının 5083 sayılı Kanunun 1. maddesiyle hükümden sonra 01/01/2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04/04/2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23/05/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.