YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/65447
KARAR NO : 2013/9436
KARAR TARİHİ : 21.05.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık … hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran, sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Sanıkların gazetede verdikleri ilanda , iddia bayiliği temin ettiklerini bildirdikleri, Gençlik ve Spor Genel Müdürlük elamanı olan tanık …’in sanıklarla, amirlerinin talimatı ile yaptığı görüşmede, sanıkların bayilik temini için güçlü bağlantılarının olduğunu ve istedikleri kişiye iddia bayiliği verebileceklerini beyan ettikleri ve iddia bayiliği vermek için 40.000 TL istedikleri, sanıklar … ve …’ün aynı şekilde ilan üzerine gelen şikayetçi … ile de aynı doğrultuda görüşmeler yaparak ondan da 40.000 TL karşılığında iddia bayiliği alabileceklerini bildirdiği, tarafların fiyatta anlaştıkları, sanıkların bu girişimlerinin Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü tarafından haber alınıp bu konuda müfettişler tarafından soruşturmaya başlanıldığının sanıklar tarafından öğrenilmesi üzerine sanıklar ile irtibatın koptuğu, eylemin tamamlanamadığı, iddia bayiliğinin popüler ve bayilik almanın zor olması nedeniyle gazete ilanı ile isteklilerin sanıklara ulaştığı, parayı alamadıkları için eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşılmakla ,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık …… müdafiinin ve sanık …’ün yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanıkların gazeteye verdiği ilanın sadece şikayetçiye ulaşmasına yardımcı olduğu, hileli hareketlerin gerçekleştirilmesi ve şikayetçinin aldatılmasında bir kolaylık sağlamadığı cihetle; eylemlerinin 5237 Sayılı TCK’nın 157.maddesinde düzenlenen “basit dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu gözetilmeden “basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğunun kabulü ile TCK’nın 158/1-g maddesi uyarınca hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 Esas, 2007/152 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde TCK.nun 61.maddesindeki ölçütlere göre gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde 120 gün olarak tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş,sanık … müdafinin ve sanık …’ün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.