Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/65470 E. 2013/9520 K. 22.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/65470
KARAR NO : 2013/9520
KARAR TARİHİ : 22.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın müştekinin çalıştığı bankaya giderek müştekiye banka yanında bulunan…kozmetiğin sahibi olduğunu ve promosyon parfüm vereceğini söylediği promosyonları dağıttıktan sonra 10.000 TL lik bozuk paraya ihtiyaç olduğunu müştekiye söylemesi üzerine müştekinin bozduracak parasının tamanının olup olmadığını sorduğu paranın bir kısmının yanında diğer bir kısmının banka yanındaki…kozmetikte olduğunu söylediği bankada şef olarak çalışan müştekinin banka gişe memuruna .bozuk parayı verilmesi hususunda talimat verdiği talimat doğrultusunda sanığın bankadan 10.000 TL bozuk parayı alarak elindeki poşete koyduğu, müştekinin sanık ile birlikte banka hizmetlisini paranın kalan kısmının almak için…Kozmetiğe gönderdiği, yolda sanığın hizmetliye kendisinin “mine” mağzasınında sahibi olduğunu paranın kalan kısmını burada vereceğini söyleyerek onu mağaza içine soktuğu ve burada parayı vermeden kaçtığı, anlaşılmakla mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş, davanın görüldüğü yer mahkemesinin yargı çevresi dışında başka bir suçtan hükümlü bulunan sanığın, istinabe yoluyla sorgusunun yapıldığı mahkemede, savunmasını yapacağını beyan etmesi karşısında tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Hükmolunan adli para cezası tayin edilirken, 5237 sayılı TCK’nın 61/8.maddesi hükmü karşısında, gün olarak para cezasının belirlenmesi, arttırım ve indirimlerin gün üzerinden yapılması ve sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılmasından sonra sonuç olarak cezanın belirlenmesi gerektiği halde, gün para cezasının belirlenip hemen paraya çevrilmek suretiyle indirimin bu miktar üzerinden ve 2000 TL yerine yanlış hesap sonucu 1800 TL verilerek eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlarin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan,hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “120 gün”, “2400 TL” ve “1800” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.