YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/65474
KARAR NO : 2013/9518
KARAR TARİHİ : 22.05.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılan vekilinin temyiz isteminin başkasına ait kimlik bilgilerini kullanmak suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik olduğu, bu karara karşı ayrıca katılan vekili ilgili mercie itirazda bulunduğu itiraz merci olan … 2.Ağır Ceza Mahkemesince kararın kaldırıldığı ancak sonrasında açıklanmış bir hükmün bulunmadığı anlaşılmakla sanıklar hakkında dolandırıcılık suçlarından verilen mahkumiyet kararlarıyla sınırlı olarak yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya bir başkasına yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak,hırsızlık suçunun temel şeklidir.
Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekmektedir.
Sağlık Bakanlığının 11.05.2000 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliğinin 37.maddesinde yataklı tedavi kuruluşları, acil sağlık hizmetlerinin bedelini hizmet sundukları kişinin ödeme imkanları çerçevesinde tahsil ederler hükmü ve Başbakanlığın 2008/13 sayılı genelgesinde;
1)Acil sağlık hizmeti vermekle yükümlü bulunan sağlık kuruluşları, acil vakaları hastanın sağlık güvencesi olup olmadığına veya ödeme gücü bulunup bulunmadığına bakmaksızın kabuledecek ve gerekli tıbbi müdahaleyi kayıtsız, şartsız ve gecikmeksizin yapacaktır. Hiçbir sağlık kuruluşu acil olarak gelen hastalara yeterli personeli veya donanımı olmadığı, ilgili birimi veya boş yatağı bulunmadığı, hastanın sağlık güvencesi olmadığı ve benzeri sebepler ile gerekli acil tıbbi müdahaleyi yapmaktan kaçınmayacaktır.
2)Acil olarak sağlık kuruluşuna müracaat eden hastaların acil tıbbi müdahale ve tedavileri yapılırken hiçbir surette tedavi masraflarının nasıl karşılanacağı sorgulanmayacaktır. Hizmet bedelinin tahsili ile ilgili işlemler acil müdahale sağlandıktan sonra yapılacaktır.
3)Herhangi bir sağlık güvencesi olmayan vatandaşlarımızdan ödeme gücü bulunmayanların acil sağlık hizmeti bedelleri kendilerinden talep edilmeyecektir. Bunlardan kamuya ait sağlık kuruluşlarından ve ayakta teşhis ve tedavi yapan özel sağlık kuruluşlarından acil sağlık hizmeti alanların hizmet bedelleri 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu hükümleri çerçevesinde sağlık kuruluşunun bulunduğu yer sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfından talep edilecektir. Bu konuda gerekli tedbirler ilgili vakıf başkanlıklarınca alınacaktır. Özel hastanelerden acil sağlık hizmeti alanların hizmet bedelleri ise talep edilmesi halinde 2219 sayılı Hususi Hastaneler Kanununun 32., 5393 sayılı Belediye Kanununun 38. ve 60., 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 18.maddeleri gereğince sağlık kuruluşunun bulunduğu yerin belediyesince ödenecektir. Bu amaçla belediyelerce bütçelerine yeterli ödenek konulacaktır, hükmünü amirdir.
Hamile olan sanık …’nin, olay tarihinde 7 aylık hamile olduğu ve rahatsızlanması üzerine … Devlet Hastanesi acil doğum servisine giderek eşinin yeğeni olan diğer suça sürüklenen çocuk …’e ait yeşil kartı bilgisi olmadan kullanmak suretiyle tedavisini yaptırıp kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia ve kabul olunduğu olayda;
Hiçbir sosyal güvencesi olmayan ve ödeme gücü de bulunmayan sanık …’den acil sağlık hizmet bedellerinin alınamayacağı ve bu nedenle herhangi bir zararın söz konusu olmayacağı yine yeşil kart sahibi suça sürüklenen Sedef’in yeşil kartının kullanılması hususunda bilgisinin olduğuna dair yeterli delil elde edilemediği anlaşılmakla, unsurları bakımından oluşmayan dolandırıcılık suçundan beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Kabule göre; 31/03/2008 tarihli … Defterdarlığı yazısından sanıkların hükümden önce 17/03/2008 tarihinde kamunun uğradığı 32 TL’yi ödediklerinin anlaşılması karşısında, sanıklar hakkında etkin pişmanlık nedeniyle TCK’nın 168.maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi
Bozmayı gerektirmiş, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.