YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/65728
KARAR NO : 2013/9673
KARAR TARİHİ : 23.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Özel Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Özel belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasında zamanaşımı süresince hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
Suçun işlenmesi ile müştekinin maddi zararın aynen iade veya tazmin suretiyle giderilmediği anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nun 231/6.maddesinin (c) bendinde yazılı “Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmeyip sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Katılanlara ait benzin istasyonunda pompa görevlisi olarak çalışan sanığın satmadığı halde muhtelif zamanlarda sahte veresiye fişleri düzenlediği, bu fişlere dayanarak kasadan paralar aldığı olayda;
Sanığın suça konu menfaatleri elde ettikten sonra bu durumun ortaya çıkmasını engellemek amacı ile sahte fatura düzenlemesine göre, işlenen suçun “hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, unsurları oluşmayacak şekilde TCK’nun 157/1 maddesi kapsamında değerlendirilmesi;
Kabule göre de;
Sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda katılanlara ait işyerinden, satış yapmış gibi sahte faturalarla para alması nedeni ile TCK’nun 43. maddesi uyarınca cezasının arttırılması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin ve o yer C.Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.