YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/65852
KARAR NO : 2013/9852
KARAR TARİHİ : 28.05.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1)Sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
01/03/2004 ve 01/03/2005 olan suç tarihlerinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA; aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddesi gereğince sanık hakkındaki kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2)Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın Emekli Sandığından dul aylığı almakta olan annesinin 20/06/2002 tarihinde vuku bulan ölümünü kuruma bildirmeyip, annesinin sağlığında kendisine noterden verdiği 02/11/2001 tarihli vekaletnameyi kullanarak bankadan
31/05/2006 tarihine kadar maaşı çekmeye devam etmesi şeklinde gelişen olayda, mahkemenin “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık” suçunun oluştuğuna ilişkin kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a)Adli para cezasının 5237 sayılı TCK.nun 158/1-son ve 52.maddeleri gereğince gün üzerinden belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
b)Sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında üç ayda bir maaş çekmesi karşısında hakkında 5237 sayılı TCK.nun 43.maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
c)Yargıtay CGK.nun 12/04/2011 tarihli ve 2011/11-45-44 sayılı kararında belirtildiği gibi, 5237 sayılı TCK.nun 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için uğranılan zararın tazmini yeterli olup ayrıca munzam zarar niteliğindeki faizin de ödenmesi şart olmadığından, katılan idarenin zararını soruşturma aşamasında tamamen gideren sanık hakkında TCK.nun 168/1. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
d)1136 sayılı Kanun’un 168. ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13.maddesinin 1.fıkrası uyarınca, kendisini vekille temsil eden katılan idare lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, dilekçe yazım ücretine hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, O Yer Cumhuriyet Savcısı, katılan vekili ile sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.