YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/65932
KARAR NO : 2013/9757
KARAR TARİHİ : 27.05.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık, Sahtecilik
HÜKÜM : Düşme, Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıklar hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran, müdafilerinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesine istinaden uygulanması gereken CMUK’un 318.maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
1-Şikayetçi … vekili tarafından sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıkların üzerine atılı suçlardan doğrudan doğruya zarar görmeyen ve katılma istemi mahkemece reddedilen şikayetçi vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun’un 317.maddesi REDDİNE,
2-Tüm sanıklar müdafii ile sanıklar … ve … tarafından dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların, işveren…’nun yaptırdığı Doğa apartmanı inşaatında sigortalı işçi olarak çalıştıkları, bu sırada işlerin azalması nedeniyle sanık …’un, Ürgüp apartman yönetiminin 08.07.1996 ve 05.10.1996 tarihli kararı ile kararlaştırılan binanın dış cephe boya işini sözlü hizmet akdi ile üstlendiği, suç tarihi olan 20.09.1997 tarihinde sanık …’in Ürgüp apartmanına ait inşaatta boya işini yaptığı sırada elektrik akımına kapılarak yaralandığı, hastanede bir müddet tedavi gördükten sonra 02.10.1997’de taburcu edildiği, 22.10.2002 tarihine kadar ise tedavisinin ayakta yapıldığı, sanık …, gerçekte şikayetçiye ait işyerinde … kazasına maruz kalmadığını bildiği halde meydana gelen elektrik kazası sonucunda hastanede yatmakta olan sanık … adına şikayetçinin kaşe, isim ve imzasını taşıyan, gün hanesi boş, 09/1997 tarihli … kazası vizite kağıdını tanzim ettirip, bunları hastaneye sunarak sanığın sigortalı olarak işlemlerinin yürütülmesini temin ettiği, sigorta müfettişliği tarafından yapılan soruşturma sırasında, sanıklar …, … ve …’ın 04.10.2000 tarihinde Sigorta Teftiş Kurulu Başkanlığı’nda görevli sigorta müfettişi …e “İşveren…’na ait inşaatta birlikte çalıştıklarını, 20.09.1997 günü birlikte çalıştıkları sırada sanık …’un seyyar lambayı bir üst kata çıkarmaya çalışırken elektrik akımına kapılarak yaralandığını” beyan ettikleri, soruşturma müfettişlerince, şikayetçi işverenin beyanını almaksızın tanık …’in kazayı bilmediğine dair beyanı ile yetinerek kazanın … kazası olduğuna kanaat getirildiği ve buna ilişkin nihai rapor düzenlendiği, sanık …’un, müfettişlerin raporlarını ilgili kuruma sunarak kendisine geçici ve sürekli … göremezlik ödeneğinin bağlanmasını sağladığı, böylelikle sanık …’in 24.07.2000-19.07.2006 tarihleri arasında haksız yere … göremezlik ödeneğinden faydalandığı, diğer sanıkların da bu suça iştirak ettiklerinin iddia edildiği olayda;
5510 sayılı Kanun’un 13.maddesi (mülga 506 S.K. m.29) gereğince, kuruma bildirilen olayın … kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya bakanlık … müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği, bu soruşturmalarda, … kazası ve meslek hastalığı bildirim formu ile bildirilen olayın … kazası sayılıp sayılmayacağı ve bu sigorta kollarından yararlanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, işveren sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesinin uygulanıp uygulanmayacağı, olayın meydana gelmesinde sigortalının kastı, ağır kusuru, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve … güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi ile üçüncü şahısların kusurlu halleri sonucu meydana gelip gelmediği hakkında ayrıntılı araştırma yapılması gerektiği, somut olayda da, bu değerlendirmelerinin yapılabilmesi amacıyla kurum tarafından görevlendirilen soruşturma müfettişi tarafından incelemeler yapılmış olmakla birlikte, işveren olan şikayetçi Mehmet Ali
Çimenoğlu’nun beyanına başvurulmadan nihai … kazası raporunu düzenlenmiş olduğundan idarenin denetim görevini yerine getirdiğinden söz edilemeyeceği, nitekim işveren olan…’nun ifadesine başvurulduğu takdirde gerçek durumun rahatlıkla tespit edebileceği, dolayısıyla idarenin denetim olanağının ortadan kaldırılmasının söz konusu olmadığı, kaldı ki, … kazası sonucu bedence veya ruhça zarara uğrayanın, sigortalı bir kimse olması zorunlu olmakla birlikte, 5510 sayılı Kanun’un 7.maddesi gereğince (mülga 506 S.K, 6.madde) hizmet akdi ile bir ya da birden fazla işyerinde çalıştırılanlar, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren sigortalı sayılacakları belirtildiğinden, bunların işveren tarafından Sosyal Sigortalar Kurumu’na bildirilmemiş olmasının bu niteliklerini ortadan kaldırmayacağı, bu durumda, kuruma bildirilmeden bir kazaya uğrasalar dahi uğradıkları kazanın … kazası sayılacağı, aynı şekilde … kazasının varlığı için, sigortalı olmaları dışında belli bir süre sigortalılık ya da belli bir prim ödemiş olma koşulunun da aranmayacağı, buna göre, işe girdikten birkaç saat sonra uğranılan kazanın dahi … kazası kabul edileceği, sigortalının aynı anda birden fazla işveren yanında çalışması, ayrı statülerde (SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı) olmadığından sosyal güvenliğin tekliği prensibi kapsamında değerlendirilemeyeceği, bu durumda sanıkların Ürgüp apartmanı yönetimiyle yapmış oldukları hizmet sözleşmesi gereğince apartmanın dış cephe boyasını yaptıkları sırada sanık …’in … kazası geçirdiği, bu işyerinde çalıştığı andan itibaren sigortalı sayılacağından, kanunla tanınmış hakların tümünden yararlanabileceği hususları birlikte değerlendirildiğinde dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanıkların beraatı yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafii ile sanıklar … ve …’un temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.