YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66119
KARAR NO : 2013/10109
KARAR TARİHİ : 30.05.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, İftira
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın evinin bahçesinde çamaşır asmakta olan mağdurdan su istediği, mağdurun su getirmesinden sonra sanığın mağdura yönelik inançla ilgili bir takım sözler sarf etmeye başladığı, önce falına bakayım dediği, daha sonra altınların ve paran varsa çoğaltayım inanmıyorsan önce bulgur getir çoğaltayım dediği, mağdurun bir miktar bulgur getirdiği, bulguru tülbentin içine saklayan sanığın bulgurların çoğaldığına mağduru ikna ettiği, bir takım dualar okur gibi davrandığı, ikna olan mağdurun bu kez kolundaki bilezikler ile yüzüğünü sanığa verdiği, sanığın da bunları bir tülbent içerisine koyduktan sonra yine kendisince bir takım dualar okuyarak bir gün boyunca tülbenti açmamasını, kimseye söylememesini tembihlediği, daha sonra mağdurun verdiği bilezikleri gizli bir şekilde tülbent içerisine koymayarak kendisinde bıraktığı ve evden uzaklaştığı, ertesi günü tülbenti açan mağdurun içerisinde bileziklerinin olmadığını gördüğü, böylelikle sanığın bir takım dualar okuyarak kıymetli şeylerin çoğaldığına mağduru inandırarak bileziklerini aldığı, dini duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği, sanığın kovuşturma sırasında sağladığı haksız menfaati pişmanlık göstererek iade ettiği, ayrıca sanığın yakalandıktan sonra tutanak düzenlenmesi sırasında kimliği konusunda adının…olduğunu söylemek suretiyle resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan bulunmak suçunu işlediği anlaşıldığından, atılı suçların sübut bulduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
İftira suçunun özel bir halini düzenleyen TCK’nın 268. maddesinde öngörülen, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için, kişinin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanarak başkası hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını sağlaması gerektiği,sanığın savunmasında adının … olduğu halde,beli bir kişiden bahsetmeksizin babasının kendisine seslendiği şekliyle …dını kullandığı beyan etmesi,sanığın bildirdiği…isimli gerçekte var olan bir şahıs tespit edilip bu kişi hakkında yürütülen her hangi bir soruşturma ya da kovuşturma bulunmaması karşısında, sanığın subut bulan eyleminin TCK’nun 206. maddesinde belirtilen suçu oluşturduğu, ayrıca sanığın mağdura ait altınları ele geçirmek amacıyla bir takım dualar okuyarak mağduru etki altına alıp, kendisinin olağan üstü meziyetlere sahip olduğu konusunda ikna ederek haksız menfaat temin etmesi dikkate alındığında, eyleminin dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık suçunun unsurları bakımından gerçekleştiği anlaşıldığından tebliğnamedeki bozma isteyen düşüncelere iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, O Yer C. Savcısı ve sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde, adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümde yer alan ”30 gün, 15 gün, 12 gün ve 240 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına” ibarelerinin yerine sırasıyla ”5 gün, 2 gün, 1 gün ve 20.00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına” yazılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30/05/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.