YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66343
KARAR NO : 2013/10213
KARAR TARİHİ : 03.06.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Müteveffa …’ nin böbrek yetmezliği rahatsızlığı nedeniyle Hopa Devlet Hastanesi Baştabipliği’nce haftada 2 kez hemodialize girmesi ve gidiş-dönüş transferinin özel oto ile yapılması hususunda 20.04.2004 tarihli raporun düzenlendiği, bu rapor doğrultusunda …’nin ikametgah adresi olarak Hopa ilçesi Akdere Köyü gösterilerek diyaliz tedavisi için sanık …’a ait araçla Hopa Devlet Hastanesi’ne gidip geldiği ,Hopa İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından tanzim edilen 19.10.2006 tarihli tutanakta adı geçen kişinin yılın 9 ayını Hopa ilçesine bağlı Akdere Köyünde, 3 ayını (Ocak-Şubat-Mart) ise Kemalpaşa Beldesinde kalarak geçirdiğinin belirtildiği, bu şekilde …’nin yılın 3 ayı Akdere Köyün’den Hopa Devlet Hastanesine gitmemesine rağmen araç sahibi şüpheli …’ un gitmiş gibi göstermek suretiyle düzenlediği faturalar ile toplam 5.860,00 TL haksız menfaat temin ettiğinin iddia edildiği somut olayda; …’nin resmi kayıtlara göre Hopa ilçesi Akdere köyünde ikamet etmesi, sanığın savunmasında atılı suçlamayı reddeden savunmasının tanık beyanları ile de desteklenmesi karşısında, ne şekilde araştırma yapıldığını içermeyen, kimlerle görüşme yapıldığını belirtmeyen ve bu hususları açıklığa kavuşturmayan ifadeler veren mümzii tanıklarca düzenlenen soyut nitelikteki 19.10.2006 tarihli araştırma tutanağına itibar edilemeyeceği, doya kapsamına göre sanığın cezalandırılmasına yeter miktar ve derecede şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşılmakla; sanığın beraatine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 03.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.