YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66357
KARAR NO : 2013/10555
KARAR TARİHİ : 06.06.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasındaki dolandırıcılığı
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’ın … İnşaat Tic. Ve San. Ltd. Şirketi’nin imza atmaya yetkili temsilcisi olduğu, diğer sanık …’ında …’nin babası olduğu, sanık …’ın … şirketinin ortağı ve temsilcisi olmaması ve bu kapsamda imza yetkisinin bulunmamasına karşın, katılan şirket ile … şirketi adına ticari ilişkilere girdiği, bu çerçevede katılan şirketten yaklaşık 30.000 TL meblağlı kalorifer kazanı ve parçalarını diğer sanık …’nin yetkilisi olduğu şirket adına satın aldığı, bu alış veriş karşılığında ise alacaklısı … şirketi borçlusunun ise kendisinin olduğu ve
üzerinde … şirketinin kaşesi bulunan beş adet senedi ciro edip imzalayarak katılan şirkete verdiği, senetlerin ödenmemesi üzerine katılan şirketin icra takibi başlattığı, ancak … şirketinin temsilcisi olan sanık …’nin imza itirazında bulunması üzerine takibin durup senet bedellerinin ödenmediği olayda, mahkemenin tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasındaki dolandırıcılığı suçunun oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanıklar hakkında yasal ve yeterli gerekçe gösterilerek TCK’nın 62.maddesinin uygulanmamış olması karşısında, bu hususta bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilinin ve sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 6.6.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.