Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/66491 E. 2013/9959 K. 29.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66491
KARAR NO : 2013/9959
KARAR TARİHİ : 29.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın yanında bulunan ve açık kimliği saptanamayan … adlı şahıs ile …Otopazarında karşılaştıkları,müşteki ile 35 … plakalı aracın satışı ile ilgili olarak pazarlık yaptıkları ve kapora aldıkları, aracın … plakalı olması nedeniyle …-…ya geldikleri, … ile sanığın istemi üzerine aracın borcu bulunmadığına ilişkin satış aşamasında gereken belgenin alınması amacıyla …Taşıtlar Vergi Dairesine başvurdukları,burada sanık ve suç ortağının güven oluşturmak için bir başka araca ait vergi borcunu ödeyerek belge aldıkları ve müştekide güven oluşturduktan sonra müştekiden 16.000 TL aldıkları ve ortadan kaybolduklarının iddia edildiği somut olayda;müştekinin soruşturma aşaması ve talimatla alınan 23.01.2008 tarihli beyanlarında sanığı tanımadığını adresini bilmediğini aralarında herhangi bir ilişkinin bulunmadığını beyan etmesine rağmen sanığın savunmasında müşteki ile tanıştıklarını,aralarında müştekinin …..ya olan borcundan dolayı anlaşmazlığın bulunduğunu savunmasından sonra alınan ikinci beyanında sanıkla 2000 yılından beri tanıştıklarını ve …..’ya borcu olduğunun doğru olduğunu beyan ederek çelişkili beyanlarda bulunması karşısında sanığın cezalandırılmalarına yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delil elde edilemediğinden beraatine karar verilmesi yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.