Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/66626 E. 2013/9875 K. 28.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66626
KARAR NO : 2013/9875
KARAR TARİHİ : 28.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya bir başkasına yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak, hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekmektedir.
Sanığın, daha önce berberliğini yapan mağdurla karşılaştığı, mağdurdan bir yerle görüşmek için cep telefonunu istediği, hattında kontür olmadığı için kendi telefonunu kullanamadığını söylerek mağdura on milyon verip kontür alması için gönderdiği, mağdurun uzaklaşmasını fırsat bilerek olay yerinden kaçtığı ve suç konusu telefonu başkasına sattığı olayda;
Sanığın katılandan kısa bir süre görüşme yapıp geri vermek üzere aldığı cep telefonunu iade etmeyerek olay yerinden uzaklaştığı somut olayda; Yargıtay Ceza Genel Kurulu 12.06.2012 tarih 2011/15-440 E. 2012/229 K. Sayılı kararında da belirtildiği üzere, katılanın telefonun zilyetliğini devir iradesinin gerçekleşmemiş olması karşısında eyleminin hırsızlık suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.