Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/66704 E. 2013/10974 K. 12.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66704
KARAR NO : 2013/10974
KARAR TARİHİ : 12.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, müştekinin sahibi olduğu internet cafeye geldiği, burada bulunan müştekiye ortağı olan …’ü sorduğu ve bozuk 50 TL para istediği, müştekinin de kendisine ortağının ismini vermesi sebebiyle sanığa … duyduğu ve iki 20 bir 10 TL’lik banknot olmak üzere toplam 50 TL. parayı sanığa verdiği, sanığın tekrar 20 TL’lik banknotu uzatarak müştekiden iki 10’luk yapmasını istediği, müştekinin 20 TL’yi bozduğu, bu defa sanığın diğer 20 TL’yi uzatarak bunu da bozmasını istediği, müştekinin bozuk kalmadığını söylemesi üzerine, sanığın, bozdurmak için çıkardığı 50 TL’yi ve bozulan paraları vermeden, bakkaldan bozdurup geleyim diyerek, müştekinin yanından ayrıldığı, müştekinin ise sanığın karşı bakkaldan parayı bozduracağını düşünerek 50 TL’yi istemediği ancak paraları alan sanığın ortadan kaybolduğu anlaşılmakla, eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “30 gün”, “10 gün” ve “200 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “1 gün” ve “20 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.