YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66809
KARAR NO : 2013/10157
KARAR TARİHİ : 30.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; sanığın ücretli olarak çalıştığı şirket adına müşterilerden tahsil ettiği toplam 160.000 TL parayı uhdesinde tuttuğu, sanığın kendisinin de şirket ortağı olduğunu beyan ettiği ancak Konya Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün 16.12.2008 tarihli cevabi yazısından şirket ortağı olmadığının anlaşıldığı, sanığın savunmasında tahsil ettiği paranın 40.000 ya da 50.000 TL’yi geçmediğini beyan ettiği şeklinde gerçekleşen eyleminde hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 30 tam gün olarak tayin edilmesi ile hükmolunan adli para cezası tayin edilirken, 5237 sayılı TCK’nın 61/8.maddesi gereğince, gün olarak para cezasının belirlenmesi, arttırım ve indirimlerin gün üzerinden yapılması ve sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılmasından sonra sonuç cezanın belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2-TCK’nın 51.maddesi hükmü karşısında sanığa tayin olunan adli para cezasının ertelenemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş,katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.05.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.