Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/67046 E. 2013/10453 K. 05.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67046
KARAR NO : 2013/10453
KARAR TARİHİ : 05.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Şikayetçi …’e yönelik eylem yönünden yapılan incelemede;
5271 Sayılı CMK’nın 231. maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından, 5271 Sayılı CMK’nın 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran sanığın haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile itirazın Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 08.02.2011 tarih ve 2011/113 değişik iş sayılı kararı ile değerlendirilerek reddedildiği de gözetilerek, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
2- Katılan …’ya yönelik eylem yönünden yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık ve temyiz incelemesi dışında olan …’nın birlikte katılanın işlettiği markete girdikleri, sanığın 100 TL uzatıp bir paket sigara almak istediği, katılanın da sigarayla birlikte para üstü olan 95 TL’yi sanığa verdikten sonra sanığın sigaranın çok pahalı olduğunu söyleyerek paketi geri verip parasını istediği, bunun üzerine katılanın sanıktan aldığı 100 TL’yi iade ettiği, bu sırada temyiz incelemesi dışında olan …’nın araya girerek almış olduğu ürünün ücretini ödemek istediği, katılanın da …’a sırasını beklemesini söylemesi üzerine …’ın kargaşa yaratarak parasını alması konusunda ısrar edip çocuğunun hasta olduğunu, hastaneye götüreceğini söylediği, bu kargaşa arasında katılanın dalgınlığından faydalanan sanık …’nın para üstü olan 95 TL’yi iade etmediği, katılanın para üstünü istemesine rağmen sanığın böyle bir para almadığını söyleyerek iade etmekten kaçındığı, bu sırada …’nın da kucağındaki çocuğu yere atacağını söyleyerek katılanın dikkatini dağıtmaya çalıştığı, katılanın durumu jandarmaya bildirmesi üzerine sanık …’nın markette yakalandığı şeklinde gerçekleşen olayda; sanığın hileli hareketlerle para üstünü iade etmeyerek haksız menfaat temin etmesi şeklindeki eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Uyap ortamından temin edilen nüfus kayıt örneğine göre; sanığın “15.03.1994” olan doğum tarihinin Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi’nin 08.12.2009 tarih ve 2008/171 E, 2009/190 K nolu kararı ile “15.03.1989” olarak düzeltildiği ve bu kararın inceleme konusu hüküm tarihinden önce 30.12.2009 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, suç tarihinde 18 yaşından büyük olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 31/2. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış; aynı gerekçeyle, sanık hakkında tayin olunan hapis cezasının aynı yasanın 50/3. maddesi gereğince seçenek yaptırıma çevrilmesi zorunluluğu düşünülmediğinden bozma isteyen tebliğname düşüncesine de iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının
reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “30 gün”, “15 gün”, “12 gün” ve “240 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak, yerlerine sırasıyla “5 gün”, “2 gün”, “1 gün” ve “20 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.06.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.