Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/67105 E. 2013/10370 K. 04.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67105
KARAR NO : 2013/10370
KARAR TARİHİ : 04.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar görmüş bulunan müştekinin 5271 sayılı CMK’nın 260.maddesinin 1.fıkrası uyarınca hükmü temyize … bulunduğu anlaşıldığından aynı Kanun’un 237/2 maddesi uyarınca müştekinin kamu davasına katılmasına karar verilerek yapılan temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Müşteki ile sanığın arkadaş oldukları, müştekinin sanığa evlenme teklifi yaptığı, sanığın, müştekinin kendisine 2.500 Dolar vermesi halinde bu teklifi kabul edeceğini bildirdiği, müştekinin de sanığın hesabına bu parayı yatırdığı, sanığın parayı çektiği, ancak; daha sonra evlenme teklifini reddettiği sanığın bu şekilde müştekiyi dolandırdığı iddia edilen olayda;
Sanığın, aksi ispatlanamayan savunmasında; hakkındaki suçlamayı reddederek müştekiye evlenmeye razı olduğunu söylemediğini, ancak; paraya ihtiyacı olduğunu söylemesi üzerine müştekinin kendisine 2.500 Dolar para gönderdiğini, bir süre sonra da ihtiyacını giderdikten sonra parasını iade ettiğini, fakat; iadenin elden yapıldığını, bu yönde herhangi bir kanıtının bulunmadığını açıkladığı; her ne kadar müştekinin sanığın hesabına para yatırdığına ilişkin kanıt mevcut ise de bu hususun hukuk mahkemesince çözülmesi mümkün bir borç-alacak ilişkisi düzeyinde kaldığı, dolayısıyla; sanığın dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğine dair her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığı ve dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 04.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.