YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67237
KARAR NO : 2013/10934
KARAR TARİHİ : 11.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Özel Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’ın ekmek fırını işletmecisi olduğu, diğer sanık …’ın bu fırında işçi olarak çalıştığı, sanıkların katılan şirketten maya ve katkı maddeleri satın aldıkları karşılığında sanık …’in suça konu çeki malın getiren şirket çalışanlarına arkası ciro edilmiş şekilde verdiği ve İstanbul’a gideceğini söyleyerek fırından ayrıldığı, şirket çalışanı tanıklar … ve …’nın çekte keşide yeri olmadığını görmeleri üzerine sanık …’a çekteki eksikliğin giderilmesi için verdikleri, sanık …’ın çeki çek sahibine paraflattırmak için fırından ayrıldığı, bir süre sonra geri gelerek keşide yerine paraf atılmış çeki şirket çalışanı tanıklara verdiği, katılan şirketçe çekin bankaya ibrazında gerçek çekin kopyalanması suretiyle sahte olarak oluşturulduğunun anlaşıldığı olayda dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarının oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Kambiyo senetlerinde yapılan sahteciliğin resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için ilgili kambiyo senedinin Türk Ticaret Kanununda öngörülen bütün unsurlarını taşıması gerekli olup suça konu çekte zorunlu öğelerden keşide yerinin bulunmaması nedeniyle Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca adi senet niteliğinde olduğundan tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde tayin edilmesi suretiyle 5237 sayılı TCK’nun 61. maddesine aykırı davranılması,
2-Sanık …’ın dosyada mevcut adli sicil kaydına göre sabıkasız, sanık …’ın adli sicil kaydında görülen sabıkanın suç tarihinden sonra olup engel teşkil etmediği anlaşıldığından sanıklar hakkında 5728 sayılı Yasanın 562.maddesi ile değişik CMK’nın 231. maddesi uyarınca “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının” uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.