YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67404
KARAR NO : 2013/10860
KARAR TARİHİ : 11.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; sanık …’nun, katılanın yetkilisi ve müdürü olduğu … Gıda Sanayi Ticaret Ltd.Şti.’nde 2006 yılının Nisan ayında pazarlamacı olarak işe başladığı ve şirketin aracıyla … Unlu Mamüller Ticaret Ltd. Şti’nin ürettiği ekmekleri bayiilere dağıttığı sanığın mal vermiş olduğu bayiilerden almış olduğu paraları katılanın şirketine teslim etmediği bu nedenle işine son verildiği sanığın bu şekilde 5.373 TL katılanın zararına neden olduğu, böylece; üzerine atılı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafii ve katılan vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-TCK.nun 51.maddesine göre, suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda değerlendirme yapılarak sonuca varılması yerine, mağdurun zararının aynen iade veya tazmin edilmediği şeklindeki yasal olmayan yetersiz gerekçeyle, adli sicil kaydına göre sabıkası bulunmayan sanık hakkında hapis cezasının ertelenmesine yer olmadığına karar verilmesi,
2-TCK.nun 53.maddesinin 3. fıkrası gereğince c bendi bakımından getirilen kısıtlamanın, sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından şartla salıverilme tarihine kadar geçerli olduğu gözetilmeden, fıkranın tamamını kapsar biçimde hüküm tesisi,
3-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 Esas, 2007/152 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde TCK.nun 61.maddesindeki ölçütlere göre gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde 200 gün olarak tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı, diğer hususlar incelenmeksizin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.