YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67407
KARAR NO : 2013/10858
KARAR TARİHİ : 11.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılan …’ın, 2004 model siyah renkli Opel Vectra marka aracının satışı için internete ilan verdiği, olay tarihinde katılanın telefonunu arayan sanığın aracı internetten gördüğünü ve almak istediğini söylediği, bir müddet sonra işyerine geldiği, arabaya baktırmak istediği, katılan …’in aracın yağ lambası yandığını söyleyerek sanayiye kontrol ettirmek için gideceğini, birlikte gidebileceklerini söylediği, birlikte … isimli ustanın işyerine gittikleri, burada aracın bakımı yapıldıktan sonra katılan …’in bakım ücretini ve daha önceden olan borcunu ödemek için işyerinin iç kısmına geçtiği, yanında bulunan tanık …’a kredi kartlarını getirmesini söylediği, kendisi ve yanında bulunan tanık … işyeri içerisinde iken yanlarında aracı almak için gelen sanık … …’in aracı çalıştırarak sanayi sitesi içerisine doğru hareket ettiği, katılanın, … …’in aracı denediği düşüncesiyle beklediği ancak şahsın gelmemesi üzerine olayı 155 polis imdata bildirdiği, sanığın bu şekilde hileli hareketlerle kendisini alıcı gibi
gösterip katılana … telkin ettikten sonra kendi yararına ve katılan zararına menfaat temin etmek suretiyle üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 53.maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanıkların kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından TCK’nın 53. maddesinin tatbikine ilişkin paragrafların çıkarılarak, yerine “sanığın TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yer alan kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet, kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmalarına” ibaresi eklenmek suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.