Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/67591 E. 2013/11462 K. 19.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67591
KARAR NO : 2013/11462
KARAR TARİHİ : 19.06.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Merkezi Balıkesir İlinde bulunan ve sanık …’ün sahibi, eşi olan sanık …’ün müdürü olduğu … Özel Eğitim Hizmetleri İnşaat ve Turizm Limited Şirketinin satış ve pazarlama görevlileri olarak yetkilendirilen sanıklar … ve …’un suç tarihi olan 06.10.2005 tarihinde İnhisar İlçesi Hisarcık Köyüne giderek, kendilerinin İnhisar İlçesi Atatürk İlköğretim Okulundan geldiklerini söylemek suretiyle, katılanlardan …’nın torunu, …’nun ise kızı olan …’yu kast ederek başarılı bir öğrenci olduğunu ve bu nedenle kurs vermek istediklerini bildirdikleri, katılanları bu şekilde ikna ettikten sonra kurs ücreti olarak katılan …’den 155 TL aldıkları, katılan …’e de 385 TL borcu olduğuna dair bir sözleşme imzalattıkları, ayrıca katılanlara kurstan vazgeçmek istedikleri taktirde kendilerine bildirimde bulundukları zaman sözleşmenin iptal edileceğini beyan ederek güven sağladıkları, daha sonra katılan …’nin eşi tanık …’nun şirketi arayarak sözleşmeyi feshetmek istediğini söylediği, ancak telefona çıkan şahsın cayma hakkı süresinin geçtiğini bildirerek bunun mümkün olmadığını ifade ettiği, sonrasında şirket elemanlarından olan sanık … ve …’un birkaç defa köye gelerek …’ya kurs vermek istediklerini bildirdikleri, ancak katılanların kurs almak istemediklerini söyleyerek rıza göstermedikleri iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda; sanıkların aşamalarda değişiklik göstermeyen ve birbirleri ile uyumlu savunmalarında; başarılı öğrencileri okullarından tespit edip buna göre öğrencilerin aileleri ile irtibata geçtiklerini, katılanlara da kızlarının başarılarını okulundan tespit ettiklerini söylediklerini, kendilerini İnhisar Atatürk İlköğretim okulu müdür ve öğretmeni olarak tanıtmadıklarını, satışını yaptıkları OKS eğitim seti kullanımı için öğrenciye rehberlik hizmeti sunacaklarını belirttiklerini, kurs vereceklerine dair herhangi bir vaadlerinin olmadığını beyan ettikleri, katılan …’nun eşi olan tanık …’nun şirkete hitaben yazdığı 13.02.2006 tarihli dilekçe içeriğinde belirttiği “…kuruluşunuzun yetkilileri İnhisar Atatürk İlköğretim Okulu yöneticilerinden başarılı olan öğrenci isimlerini ve adreslerini alarak ikamet etmekte olduğum Hisarcık köyüne 06.10.2005 tarihinde gelmişlerdir…” şeklindeki ibarenin de sanık beyanlarını doğruladığı, dolayısıyla sanıkların kendilerini okul müdürü ve öğretmenleri olarak tanıttıkları iddiasının yerinde olmadığı, sanıkların sözleşme düzenlenmesi esnasında gerçek kimlik, adres ve telefon bilgilerini gizlemedikleri, sözleşmeden sonra da sözleşme şartlarına uygun olarak eğitim testinin kullanılması ile ilgili bilgilendirmek amacıyla katılanların evine geldikleri, fakat katılanların sözleşmeden caymak istediklerinden bu rehberlik faaliyetlerini ve OKS eğitim setini kabul etmedikleri, sanıkların katılanları aldatacak nitelikte herhangi bir hileli davranışlarının bulunmadığı, katılanların şikayetlerinin sözleşme şartları ve sözleşmedeki fiyatı yüksek bulmalarından kaynaklandığı, bu durumun hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu anlaşılmakla, dolandırıcılık suçunun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılanların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 19.06.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.