Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/67682 E. 2013/11175 K. 17.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67682
KARAR NO : 2013/11175
KARAR TARİHİ : 17.06.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hükümlü hakkında, 06/07/2000 tarihinde işlediği Yurtdışında iş bulmak amacıyla dolandırıcılık eylemi nedeniyle kamu davasının açıldığı, 25/12/2001 tarihinde sanığın yokluğunda verilen ilk kararla, 765 sayılı TCK’nın 504/4, 522, 59. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verildiği, sorguda verdiği adresine herhangi bir tebligat yapılmadan, 21/03/2002 tarihinde doğrudan Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebligat yapıldığı, kararın süresi içinde temyiz edilmemesi nedeniyle hükmün kesinleştirildiği, kesinleşen bu hüküm nedeniyle 28/08/2003 tarihinde cezaevine konulduğu, bu kez hükümlünün 04/11/2003 havale tarihli dilekçeyle eski hale getirme ve temyiz talebinde bulunduğu, Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 12/11/2003 tarihli ek kararla tebligatın usulüne uygun yapıldığı, kararın 29/03/2002 tarihinde kesinleştiği gerekçesiyle eski hale getirme ve temyiz talebin reddine karar verildiği, bu kararın hükümlüye tebliğine rağmen hükümlünün ek karara karşı temyize gelmediği,
Hükümlünün, 25/12/2001 tarihli asıl karara karşı 04/11/2003 havale tarihli dilekçeyle eski hale getirme ve temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla, 5320 sayılı kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK’nın 311. maddesi hükmüne göre eski hale getirme talebi ile birlikte temyiz isteminde bulunulmuş olması halinde bu talebi inceleme merciinin Yargıtay’ın ilgili dairesi olması karşısında, Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin eski hale getirme talebinin reddine ilişkin verdiği 12/11/2003 günlü ve 2000/297 esas sayılı ek kararın hukuki değerden yoksun bulunduğu kabul edilip bu karar kaldırılmak suretiyle yapılan incelemede, hükümlünün 28/08/2003 tarihinde, belirtilen mahkumiyet kararı ile ilgili olarak cezaevine girdiği, bu tarihte hakkındaki hükmü öğrendiği kabul edildiğinde 04/11/2003 tarihindeki temyiz başvurusunun süresinde yapılmadığı kabul edilerek ve bu şekilde hükümlü hakkındaki 25/12/2001 tarihli ilk hükmün kesinleştiği belirlenerek ve 10/04/2009 tarihli mahkemenin uyarlama kararıyla ilgili olarak yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Hükümlünün, müştekilerden, yurtdışında iş bulma karşılığında haksız menfaat temin edip ortadan kaybolmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, suçun sabit olduğu ve 5237 sayılı TCK’nın hükümlünün lehine olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan uyarlama yargılamasına, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre hükümlünün yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek hükümlüye fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlünün temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; Fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla ”60 gün”, ”50 gün” ve ”1.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla ”5 gün”, ”4 gün”, ”80 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.