YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67727
KARAR NO : 2013/11456
KARAR TARİHİ : 19.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, kardeş olan şikayetçilere ait eve gelerek kendisini … İnşaatın ortaklarından biri olarak tanıttığı, inşaatlarında çalışacak kapıcı aradığını, isterlerse iş konusunda yardımcı olabileceğini söylediği, şikayetçilerin teklifi kabul etmeleri üzerine konuşmak üzere birlikte Kartal’daki bir pastaneye gittikleri, bir süre oturduktan sonra, sanığın daireye bakıp geleceğini söyleyerek şikayetçilerin yanından ayrıldığı, geri döndükten sonra, bu defa da kendisine ait olduğunu belirttiği Turkcell bayiine gideceğini, gitmişken telefonlarına kontör yükleyebileceğini söyleyerek şikayetçilerden cep telefonlarını istediği, şikayetçilerin cep telefonlarını alarak yanlarından ayrılan sanığın, geri dönmeyerek ortadan kaybolduğu şeklindeki olayda; hileli hareketlerle şikayetçileri kandırmak suretiyle cep telefonlarını alarak haksız menfaat elde eden sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş; bu nedenle tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 58.maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “40 gün”, “50 gün”, “41 gün” ve “820 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak, yerlerine sırasıyla “5 gün”, “6 gün”, “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 19.06.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.