Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/68068 E. 2013/11488 K. 19.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/68068
KARAR NO : 2013/11488
KARAR TARİHİ : 19.06.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık ve başka şahısların dolandırıcılık eylemlerini işledikleri iddiası ile haklarında soruşturma yapıldığı sırada sanığa ve suç ortaklarına ilişkin telefon kayıtlarında, katılan … ‘nin de sanık ile telefonda sıklıkla görüştüğünün anlaşılması nedeni ile soruşturma kapsamında ifadesinin kolluk tarafından alınması sırasında ve bu olaydan sonra verdiği şikayet dilekçesinde ve beyanında, sanığın evinin üzerindeki ipoteği kaldırması karşılığında kendisinden para istediği ve banka havalesi yoluyla sanığa çeşitli tarihlerde ödeme yaptığını iddia etmesi, duruşmadaki beyanında ise sanığın ihtiyaç sahiplerine para dağıtıyoruz sana da verelim diyerek kendisini sanığın aldattığını söylemesi karşısında katılanın beyanları arasındaki çelişkiler dikkate alındığında katılanın kendisinin suçlanmaktan korkmasından dolayı bu şekilde iddialarda bulunup bulunmadığının tesbitine yönelik olarak, iddiası kapsamında ipotekli evinin bulunup bulunmadığının araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini gerekirken eksik soruşturma nedeniyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.