Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/10329 E. 2012/41083 K. 11.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10329
KARAR NO : 2012/41083
KARAR TARİHİ : 11.09.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … hakkında kurulan hükmün yapılan temyiz incelemesinde,
Sanığa 13.07.2011 tarihinde tebliğ olunan 14.06.2011 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, sanık müdafiinin yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 20.12.2011 günlü temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 317.maddesi uyarınca REDDİNE
1-Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükmün yapılan temyiz incelemesinde,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; 04/02/2010 günü müşteki …’in evine sanıkların gelerek elektrik idaresinden geldiklerini söyleyip, kaçak elektrik kullandıklarını belirterek kendilerine 25-30 milyar ceza kesileceğini, ayrıca elektriklerinin kesileceğini belirterek kendilerine bir gün sonra sabah 5.000 TL verdikleri takdirde bu işi halledeceklerini kimsenin haberi olmayacağını belirtip, bir tutanak imzalattıkları, müştekinin yaptığı araştırma ile bu şahısların kendisini dolandırdığını anladığını ve şikayet dilekçesi vermesi üzerine güvenlik görevlilerince müşteki tarafından getirilen 2500 TL paranın tespit tutanağı yapılıp, para fotokopileride delil niteliğinde dosyaya alınarak, sanıkların vermiş olduğu telefon numarası müştekilerden … tarafından aranarak gelip parayı almaları istenmiş, yaklaşık 20-25 dakika sonra gelen sanıkların parayı alıp, tutmuş oldukları tutanağın imza kısmını yırtarak müştekiye verip, odadan salona çıktıklarında evin içerisinde tertibat alan görevlilerce yakalanmalarından ibaret eylemlerinin dolandırıcılık olduğunun kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanıklar müdafiinin diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanıkların eylemlerinin teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeden, tamamlandığı kabul edilerek, yazılı şekilde uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre, bozmanın 5271 sayılı CMK’nun 306 maddesi uyarınca yasal süresi geçtikten sonra kararı temyiz eden sanık …’a da TEŞMİLİNE, 11.09.2012 gününde oy birliğiyle karar verildi.