Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/1039 E. 2013/15300 K. 09.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1039
KARAR NO : 2013/15300
KARAR TARİHİ : 09.10.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın,sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır.Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Somut olayda, sanığın … Nüfus Müdürlüğü’nden katılan …’in kimlik bilgileri ve kendi fotoğrafı ile sahte nüfus cüzdanı çıkarttığı, bu nüfus cüzdanı ile Fortis Bank … Şubesi’ne müracaat edip tüketici kredisi Sözleşmesi imzaladığı, krediyi almak için bankaya gittiğinde sanığın sahte kimlik ile krediye müracaat ettiğinin belirlenmesi üzerine yakalandığı anlaşılmakla,dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarının işlendiğine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; Ancak,
5237 Sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrası (e), (f), (j) ve (k) bentlerinde sayılan hallerde, suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının belli olduğu durumlarda, tespit olunacak adli para cezasının suçtan elde olunan haksız menfaatinin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden artırım ve eksiltmelerin yapılmasından sonra, ortaya çıkacak sonuç gün sayısı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak bir gün karşılığı miktarın çarpılması neticesinde, sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerekirken, doğrudan haksız elde edilen yararın iki katı esas alınarak artırım ve indirimlerin bunun üzerinden yapılması suretiyle, sanığa fazla ceza tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, dolandırıcılık suçundan kurulan hükümden adli para cezasına ilişkin uygulama çıkartılarak yerine, “TCK’nın 158/1-j, son maddesi uyarınca 175 gün,aynı yasanın 35/2. maddesi ile 2/3 oranında indirilerek 57 gün karşılığı adli para cezasıyla cezalandırılmasına, aynı yasanın 62/1. maddesi ile 1/6 oranında indirilerek 47 gün karşılığı adli para cezasıyla cezalandırılmasına, TCK’nın 52/2. Maddesi ile 1 gün karşılığı 20 TL’den hesaplanarak para cezasına çevrilmek suretiyle sonuç olarak 940,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına” cümlesi eklenmek suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.