Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/10404 E. 2013/2934 K. 19.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10404
KARAR NO : 2013/2934
KARAR TARİHİ : 19.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret, kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1)Sanıklar … ile … hakkında kamu malına zarar verme ve kasten yaralama suçlarından, sanık … hakkında kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz isteklerinin incelenmesinde;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle,konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Sanıkların 26.02.2009 tarihinde Malatya İnönü Üniversitesine araçları ile girmek üzere geldiklerinde, nizamiyede nöbetçi güvenlik görevlisi mağdur … tarafından ibraz ettikleri öğrenci kimliklerinin eski olması nedeniyle içeri alınmadıkları, olayın tartışmaya dönüşmesi üzerine olay yerine diğer mağdur güvenlik görevlilerinin de geldiği, sanık …’ın içeri kabul edilmemesine kızarak mağdurlara hitaben sinkaflı sözlerle hakaret ederek olay yerinden ayrıldığı, 02.03.2009 tarihinde akşam saatlerinde sanıkların, üniversiteye ait güvenlik görevlilerinin kullandığı devriye aracının lastiğini keserek patlattıkları, durumdan habersiz mağdur güvenlik görevlileri Haluk ve Kadir’in araca binip hareket ettikleri, kısa bir süre gittikten sonra lastiğin patlamış olduğunu anlayarak aşağı inip tamir etmek istediklerinde yüzlerindeki kar maskeleri ile arkalarından yaklaşan sanıkların ele geçmeyen sopalarla mağdurları başlarından yaralamaları şeklinde gelişen olayda, mahkemenin “kamu malına zarar verme”, “kasten yaralama” ve “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret” suçlarının oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Hakaret ve kasten yaralama suçlarından temel ceza belirlenirken gerekçesi de gösterilerek seçimlik cezalardan hapis cezasının seçilmiş olması, sanıkların hazır bulunduğu son celse karar verilmeden önce sanıklara ayrı ayrı son sözlerinin sorulmuş olması karşısında, tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
26.02.2009 tarihinde meydana gelen hakaret olayında ilk haksız hareketin sanık … tarafından gerçekleştirilmiş olmasına göre, sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 129 maddesi gereğince cezasından indirim yapılarak eksik ceza tayini ile; sanıkların 02.03.2009 tarihinde mağdurları silahtan sayılacak sopayla ve yerine getirdikleri kamu görevi nedeniyle yaralamış oldukları dikkat alındığında, 5237 sayılı TCK.nun 86/3 maddesinin “c” ve “e” bentlerindeki birden fazla artırım nedeninin gerçekleşmiş olması bakımından temel ceza tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşılması gerekliliğine uyulmaması hususları aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
2)Sanık … hakkında kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Sanık hakkında hakaret suçundan açılmış kamu davası bulunmamasına rağmen, bu suçtan hüküm kurularak 5271 sayılı CMK.nun 225. maddesine muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.