Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/10458 E. 2012/45198 K. 10.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10458
KARAR NO : 2012/45198
KARAR TARİHİ : 10.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
O yer Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin temyiz istemlerinin içeriğinden, suça sürüklenen çocuğun hırsızlık suçundan mahkumiyetine dair karara karşı temyiz inceleme talebi bulunmadığı belirlenerek, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarıyla sınırlı olarak yapılan incelemede;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur.Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur.Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder.Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır.Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır.Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Bir kimsenin konutuna,konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girildikten sonra çıkmayan kişi konut dokunulmazlığı suçunu işlemiş olur.Konuta girmek,failin bütün vücudu ile tamamen konuta girmesi demektir.Bu nedenle,konutun eklentisi içinde olmamak kaydıyla, pencereden içeriye bakma, kapıyı dinleme camı tıkırdatma,dış kapı zilini çalma bu suçu oluşturmaz. Konuta veya eklentisine nereden girildiğinin önemi yoktur.Konuttan çıkmamak,konut sahibinin rızası ile girilen konuttan, söz, hareket ve tavırlarıyla kendisini çıkmaya davet edilmesine rağmen, çıkmamaktadır.
Somut olayda; suça sürüklenen çocuğun, yaş küçüklüğü nedeniyle cezai ehliyeti bulunmayan … ile birlikte… İl Emniyet Müdürlüğü’ne tahsis edilen ve olay tarihinde boş olan sosyal konutların 172 ve 176 numaralı bloklarındaki dairelerin kapılarını kırarak içeri girdiği ve musluk başlarını sökerek hırsızladıktan Esas N
sonra bir kısmını hurdacılık yapan … isimli şahsa sattığı, bir kısmını ise çuval içinde taşırlarken kolluk tarafından yakalandığı anlaşılmaktadır.
1-Konut Dokunulmazlığını İhlal suçundan verilen beraat hükmü bakımından yapılan temyiz isteminin incelenmesinde;
Bir kimsenin konutuna,konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girildikten sonra çıkmayan kişi konut dokunulmazlığı suçunu işlemiş olur.Konuta girmek,failin bütün vücudu ile tamamen konuta girmesi demektir.Bu nedenle,konutun eklentisi içinde olmamak kaydıyla, pencereden içeriye bakma, kapıyı dinleme camı tıkırdatma,dış kapı zilini çalma bu suçu oluşturmaz. Konuta veya eklentisine nereden girildiğinin önemi yoktur.Konuttan çıkmamak,konut sahibinin rızası ile girilen konuttan, söz, hareket ve tavırlarıyla kendisini çıkmaya davet edilmesine rağmen, çıkmamaktadır.
Suçun oluşması için, sahibinin rızası olmadan girilen yada rızayla girildikten sonra istendiği halde dışarı çıkılmayan bir konut veya eklentisi olmalıdır. Konut, (mesken) bir kimsenin geçici de olsa oturmak için sığındığı her nevi yer olarak tanımlanabilir.Medeni kanunun 19 uncu maddesinde tanımlanan her ikametgah TCK. anlamında bir konuttur Kişinin ihtiyaçlarından bir veya bir kısmının yerine getirildiği yani yaşamsal faaliyetlerini geçirdikleri yer konuttur. Konutun bir bina olması şart değildir. Konut eklentisi (müştemilat); konuta bitişik yada onun yakınında olan, konut veya benzerî yapıların kullanılış amaçlarından herhangi birini tamamlayan diğer yapılar veya yerlerdir. Balkon, koridor, sahanlık, etrafı çitle çevrili avlu, eve ait etrafı duvarla çevrili bahçe, buna örnek gösterilebilir. Diğer bir anlatımla, girilmesi konutta oturanların huzur ve güvenliğini bozabilecek konuta bağlı veya pek yakın ek yapılar veya yerlerdir. Avlu, ahır, bahçe, taraça, samanlık, odunluk, kömürlük, balkon gibi yerler eklentidir. Konut veya eklentiyi dış dünyadan ayırıcı belirtiler, o yer sahibinin yaşama biçimi,mevcut olanakları,sosyal ve ekonomik durumu ile kültürel ve yöresel özelliklere, gelenek ve göreneklere göre farklılıklar gösterebilir.Bu husus,olaysal olarak değerlendirilmeli,tayin ve takdir edilmelidir.
Yukarıda açıklanan somut olayda, suça konu binaların suç tarihinde boş olması ve teslimde söz konusu olmaması nedeniyle konut niteliği taşımadığından sanığın beraatine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre,o yer Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA
2-Mala zarar verme suçundan verilen mahkumiyet hükmü bakımından yapılan temyiz isteminin incelenmesinde;
Her ne kadar karar tarihi itibariyle hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı
Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 5219 syılı Kanunun 3-B maddesi ile değişik 1412 Sayılı CMUK’un 305/1.maddesi gereğince temyizi mümkün değilse de; suçun vasfı yönünden temyiz istemi bulunduğu anlaşılmakla yapılan incelemede;
Suça sürüklenen çocuğun hazineye ait olup kamu hizmetine tahsis edilmiş lojmanlardaki binaların kapılarını kırma ve musluklarını sökme şeklindeki eyleminin TCK 152/1-a maddesinde belirtilen nitelikli mala zarar verme suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, suç vasfında yanılgıya düşülerek sanığın TCK 151/1.md. gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi,
Kabule göre;
Suç tarihi itibariyle 18 yaşından küçük olan suça sürüklenen çocuk hakkında,ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğine karar verilerek 5275 sayılı Kanun’un 106/4.md hükmüne muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmeyer hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.