Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/10473 E. 2014/4523 K. 12.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10473
KARAR NO : 2014/4523
KARAR TARİHİ : 12.03.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1)Sanık hakkında 2002-2003-2004 yıllarına ilişkin doğrudan gelir desteği ile ilgili olarak nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına ilişkin temyiz isteğinin incelenmesinde;
24.08.2004 ve öncesi olan suç tarihinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddesi gereğince sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2)Sanık hakkında 2005-2006 yıllarına ilişkin doğrudan gelir desteği ile ilgili olarak nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına ilişkin temyiz isteğinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir.Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir.Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır.Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Sanığın doğrudan gelir desteği başvurusuna esas 1721 parsel sayılı taşınmazın tapuda 38.375 m2 yüzölçümüne sahip olmasına rağmen, başvuru evrakı arasında bulunan tapu kayıt suretinde 383.775 m2 yüzölçümüne sahipmiş gibi gösterilmesi suretiyle haksız olarak fazladan destekleme ödemesi yapılmasını sağlayarak kamu zararına sebebiyet verdiği iddia ve kabul olunan olayda, suça konu tapu kayıt suretlerini düzenleyen ve haklarında soruşturma izni istenen tapu idaresi görevlisi sanıklarla ilgili Iğdır Valiliğinin 28/03/2008 tarihli soruşturma izni verilmesine ilişkin kararında da ayrıntılı olarak belirtildiği üzere, tapulama kaydı ve tapu kütük sayfasında herhangi bir değişiklik yapılmadan ilk kez 09/08/2002 tarihinde düzenlenen tapu kayıt suretinde 1721 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün TSM programında bir adet “7” rakamı fazladan yazılmak suretiyle hatalı olarak girildiği ve alınan tapu kaydının bu nedenle hatalı olarak düzenlenip ilgilisine verildiği, TAKBİS programına geçilinceye kadar anılan taşınmazın tapu kaydının bu şekilde her yıl hatalı içerik ile düzenlenip sanığa verildiği, sanığın düzenlenmesine herhangi bir şekilde müdahalesinin bulunmadığı bu tapu kayıt suretlerini tarım idaresine verip doğrudan gelir desteği başvurusunda bulunmasının dışında herhangi bir eyleminin bulunmadığı, ekonomik ve sosyal durumu, yaşadığı çevre itibarı ile tapu kayıt suretindeki bu hatayı bilerek ve kötüniyetli olarak başvuru yapıp fazladan destekleme ödemesi yapılmasını sağladığı söylenemeyecek olan sanığın tüm dosya kapsamı itibarı ile suç işleme kastıyla hareket etmediği anlaşıldığından, sanığın unsurları itibarı ile oluşmayan suçtan beraatı yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.