Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/10556 E. 2013/18222 K. 21.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10556
KARAR NO : 2013/18222
KARAR TARİHİ : 21.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılan vekilinin temyiz talebinin beraat hükmüne, sanık müdafinin temyiz talebinin ise mahkûmiyet hükmüne yönelik olduğu tespit edilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin
başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek … gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Babası adına bankadan çek defteri almaya yetkili olan sanığın, temin ettiği çek karnesi ile katılan …’ün işyerinden yaptığı alış veriş ve katılanın kredi kartından çektiği nakit para nedeniyle oluşan borcunu kapatmak amacıyla birden çok çek keşide ederek verdiği, diğer bir katılan …’ın işyerinden ise nişanlandığını söyleyerek takı aldığı karşılığında çek verdiği, bir süre sonra tekrar gelerek nişanlısının evine hırsız girdiği için yeniden takı alacağını söyleyip yine babasına ait çek karnesini kullanarak çek keşide ettiği, bu şekilde katılana toplamı 25.686,00 TL olan birden çok çeki verdiği, aynı yöntemi kullanarak katılan
…’dan da iki seferde takı aldığı ve toplam 20.500,00 TL bedelli birden çok çeki keşide ederek verdiği, sanığın babası olan tanık Hüseyin Bengü’nün durumu öğrenerek oğlu hakkında suç duyurusunda bulunup, çekler için ödemeden men yasağı koydurduğu somut olayda;
Sanık hakkında aynı iddianame ile nitelikli dolandırıcılık suçu ile birlikte resmi belgede sahtecilik suçundan da kamu davası açılmasına rağmen bu suç hakkında ayırma kararı verilerek görevsizlik kararı verilmek suretiyle Malkara Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildiği, bu dosyanın temyiz incelemesi için halen Yargıtay’da olduğu; sanığın eylemleri arasında fiili ve hukuki irtibat bulunması nedeni ile yargılamanın birlikte yapılması ve bu kapsamda delilerin birlikte değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması karşısında her iki dava dosyasının birleştirilmesinin mümkün olması halinde, dava dosyaların birleştirilerek görülmesi; bu birleştirmenin aşama itibarı ile mümkün olmaması halinde ise Malkara Asliye Ceza Mahkemesi’nin 15.02.2011 tarih, 2009/165 esas ve 2011/36 karar sayılı dosyasının getirtilip incelenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.