YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10572
KARAR NO : 2013/18228
KARAR TARİHİ : 21.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Soruşturma aşamasında şikayetçi olduğunu söyleyen ve dava dosyası ile birleşen aynı mahkemenin 2010/81 esas sayılı dosyasında şikayetçi sıfatıyla yer alan …’in katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olması karşısında müşteki vekilinin temyiz dilekçesi katılma talebi olarak kabul edilerek 5271 Sayılı CMK’nın 237/2 maddesi uyarınca …’in davaya katılmasına karar verilip tebliğnamedeki ret görüşüne iştirak edilmeksizin yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır .Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen,Kamu kurum ve kuruluşlarının,kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti,vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Fırın işletmeciliği yapan katılan sanık …’in işlerinin kötü gitmesi üzerine yanında çalışan … isimli bayanın aracılığıyla tanıştığı sanık …’ten ilkinde 16.000,00 TL, ikincisinde ise 26.000,00 TL olmak üzere toplam 42.000,00 TL borç para aldığı, ilerleyen günlerde bu borçlarına karşılık 16.000,00 TL bedelinde borç kısmı rakam ile yazılmış ve borçlu imzası atılmış vaziyette bono düzenleyerek verdiği sanık …’in bono üzerinde tahrifat yaparak senet bedelinin yazılı olduğu kısmın başına “7”, sonuna da iki tane “0” rakamı yazdığı, harf ile gösterilen bedel kısmını da buna uygun olarak düzenlendiği ve bono bedelini 716.000,00 TL yaptığı iddiasıyla katılan sanık …’in şikayetçi olduğu, sanık …’in de …’in borcuna karşılık verdiği bono nedeni ile ilerde icra takibine uğrayacağını düşünerek başından beri borç kısmında tahrifat yapılmış senedi kasten kendisine verdiğini, bu şekilde dolandırıldığını iddia ederek şikayetçi olduğu, her iki dosyanın birleştirilip yargılamaya devamla hüküm kurulduğu somut olayda;
1-Sanık … hakkında verilen beraat kararı ile sanık … hakkındaki sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararlarının temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan sanık … müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçundan, sanık … hakkında ise nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine ilişkin temyiz incelemesinde;
1-Sanık … hakkında kurulan hükme ilişkin olarak; sanığın savunmaları ile çelişmeyen tanık …’nın beyanına göre sahteciliğe konu bononun sanık …’in evinde düzenlememesi, yine tanık beyanına göre bono üzerindeki tahrifatın sanık … tarafından yapılması, dosyada bir sureti bulunan icra takibi ödeme emrine göre takip alacaklısının sanık … olması karşısında sanığın mahkûmiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi karşısında beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
2-Sanık … hakkında kurulan hükme ilişkin olarak; sanığın icra takibine başlamasına rağmen, herhangi bir tahsilat yapmaması karşısında eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeden 5237 sayılı TCK’nın 35. maddesi tatbik edilmeyerek fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.