Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/10595 E. 2014/4713 K. 13.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10595
KARAR NO : 2014/4713
KARAR TARİHİ : 13.03.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’ın, yanında açık kimliği tespit edilemeyen bir kişi olduğu halde …’ya geldiği, akabinde bankaya giden katılanın yanına gelerek …’da çalıştığını beyan edip …’da … Konsolosluğu olup olmadığını sorduğu, daha sonra kardeşinin öldüğünü ve …’a cenazeye gideceği için ziynet eşyasını bozdurup paraya çevirebilmek amacıyla … Konsolosluğunu aradığını söyleyip yardım istediği, bu sırada sanığın kolundaki sarı renkli saati eline alması üzerine, sanıkla birlikte hareket eden başka bir şahsın tesadüfen oradan geçiyormuş gibi davranarak sanığın elinde bulunan saate bakıp 11000-12000 Euro değerinde olduğunu belirterek satın almak için para bulup geleceğini söylediği, bilahare sanık ile katılanın … Kuyumculuk isimli iş yerinin önüne geldiklerinde, sanıkla birlikte hareket eden diğer bir şahsın kuyumcu dükkanının sahibi gibi hareket ederek sanığın saatine bakıp değerinin 22000 TL civarında olduğunu, bu miktar nakit parası olmadığından alamayacağını, parayı bankadan çekmesi gerektiğini, 40-45 dakika kadar beklemesi halinde satın alabileceğini söyleyip katılan ile sanığın yanından ayrıldığı, sanığın da acilen cenazeye gitmesi gerektiğini, söz konusu saati satın alıp alamayacağını katılana sorduğu, katılanın da parası olduğunu söyleyerek piyasa değeri 5 TL olan suça konu saati 5800 TL’ye satın aldığı, bu şekilde sanığın açık kimlikleri tespit edilemeyen diğer iki şahısla birlikte hareket ederek katılanı kandırmak suretiyle haksız menfaat temin ederek dolandırıcılık yaptığının iddia edildiği olayda; sanık savunması, katılan ifadesi, teşhis tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,Ancak;
1-Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
2- 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “300 gün” ve “6000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine, sırasıyla “5 gün“ ve “100 TL“ adli para cezası ibarelerinin eklenmesi ve hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanunun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13.03.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.