Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/10602 E. 2014/4700 K. 13.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10602
KARAR NO : 2014/4700
KARAR TARİHİ : 13.03.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat, Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanık …’ın, …ilçesinde çamaşırcılık işiyle uğraşan katılan …’in muhasebecisi olduğu, sanık …’in diğer sanık … ile anlaşarak gerçekte sanık …’ın katılanın iş yerinde çalışmadığı halde sigortalı olarak çalıştığına dair işe giriş bildirgesi düzenlediği ve … adı altına imza atarak söz konusu beyannameyi … SSK İl Müdürlüğüne verdiği, sanık … için kurumca herhangi bir sağlık ya da tedavi gideri ödenmediği, bu şekilde sanıkların resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılığa kalkışma suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1- Sanık … hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan beraat hükmü ile sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik ile kamu kurum ve kuruşlarının zararına dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
a-) Sanık … tarafından düzenlenerek Sosyal Güvenlik Kurumu’na verilen 21.12.2005 tarihli işe giriş bildirgesinin resmi belge niteliği taşımadığı ve eylemin özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden, TCK’nın 207/1. maddesi yerine 204/1. maddesi ile uygulama yapılması,
b-) Sanık …’ın aşamalarda değişmeyen ifadesinde, sanık …’ın yanına gelerek sigortaya ihtiyacı olduğunu söylemesi üzerine, söz konusu işe giriş bildirgesini düzenleyerek kuruma verdiğini beyan etmesi, söz konusu işe giriş bildirgesinin tanzim edilip Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmesinin sanık …’ın menfaatine olması ve bu çerçevede sanık …’ın diğer sanık … ile fikir ve eylem birliği içinde hareket edip özel belgede sahtecilik suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında, sanığın TCK’nın 207/1.maddesi uyarınca mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
c-) Katılan kuruma sigortalı olarak bildirilen sanık …’ın sigorta priminin bir kısmını katılan kuruma ödeyip, bir kısmını ödenmediği, sanığın bu süre zarfında herhangi bir sağlık yardımından faydalanmadığı ve bu kapsamda katılan kurumunun zararının bulunmadığı dikkate alınarak, dolandırıcılık suçunun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı gerekçesiyle sanık …’ın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyetine hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı, katılan vekili ve sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.03.2014 tarihinde oy birliği ile karar verildi.