YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10606
KARAR NO : 2014/4696
KARAR TARİHİ : 13.03.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Mağdur …’ın, gazetede gördüğü ilan üzerine sanık tarafından işletilen ve cinsel içerikli ürünlerin satıldığı … adlı iş yerini telefonla arayarak bir ürünü satın almak için sipariş verdiği, akabinde söz konusu ürünün posta yoluyla gönderilmesi hususunda adı geçen iş yeriyle anlaştıkları, mağdurun siparişini verdiği ürünün parasını yatırmasına rağmen sanığın mağdurun satın almak istediği ürün yerine başka bir ürün gönderdiği, mağdurun da bu durumu adı geçen iş yerine bildirmesi üzerine sanığın bu kez yanlış ürün gönderdiklerini söyleyerek tekrar para yatırması halinde istediği ürünü gönderebileceklerini belirttiği, mağdurun da banka ve posta yoluyla sanık adına toplam 18.500 TL para gönderdiği, ancak sanığın siparişi verilen ürünü teslim etmediği gibi almış olduğu paraları da mağdura iade etmediği, bu şekilde sanığın mağduru hileli hareketler ile kandırarak haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık savunması, mağdur ifadesi, banka dekontları, posta makbuzları ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanığın eylemini, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, TCK’nın 43/1 maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 13.03.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.