Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/10744 E. 2014/4634 K. 12.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10744
KARAR NO : 2014/4634
KARAR TARİHİ : 12.03.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, saat 16:30 sıralarında müşteki …’nun taksici olarak çalıştığı taksi durağını telefonla arayarak telefona çıkan müşteki …’ye kendisini avukat olarak tanıttıktan sonra … Tıp Merkezi önüne gitmesini, orada birisinin ona ilaç ve evrak vereceğini, ilacın 68 TL olan parasını bu şahsa ödemesini, parayı ödedikten ve ilaçları aldıktan sonra kendisini… Adliyesi önünde beklediğini, buradan taksiyle İyidere ilçesine keşfe gideceklerini, ilaç ve taksi parasını da burada ödeyeceğini söyleyerek telefonu kapattığı, müştekinin … Tıp Merkezi önüne gittiğinde sanığın kendisini karşıladığı ve daha önce hazırlamış olduğu ilaçları poşetler içerisinde müştekiye verdiği, müştekinin de 68 TL ilaç parasını sanığa verdiği, ayrılmadan önce sanığın müştekiye ilaçları adliyede bekleyen avukata ulaştırmasını, avukatın orada beklediğini, ilaç ve taksi parasının bu avukat tarafından ödeneceğini söyleyerek ayrıldığı, sanığın aynı gün saat 17:00 sıralarında bu kez müşteki …’in çalıştığı taksi durağını arayarak telefona çıkan müşteki …’e de kendisini avukat olarak tanıttıktan sonra … Tıp Merkezi önüne gitmesini, orada birisinin ona ilaç ve evrak vereceğini, ilacın 68 TL olan
parasını bu şahsa ödemesini, parayı ödedikten ve ilaçları aldıktan sonra kendisini … Adliyesi önünde beklediğini, buradan taksiyle İyidere ilçesine keşfe gideceklerini, ilaç ve taksi parasını da burada ödeyeceğini söyleyerek telefonu kapattığı, müştekinin … Tıp Merkezi önüne gittiğinde sanığın kendisini karşıladığı ve daha önce hazırlamış olduğu ilaçları poşetler içerisinde müştekiye verdiği, müştekinin de 68 TL ilaç parasını sanığa verdiği, ayrılmadan önce sanığın müştekiye ilaçları adliyede bekleyen avukata ulaştırmasını, avukatın orada beklediğini, ilaç ve taksi parasının bu avukat tarafından ödeneceğini söyleyerek ayrıldığı, ilaçlarla adliyeye gelen müştekilerin birbirleri ile konuşunca aynı yöntemle kandırıldıklarını anladıklarının anlaşıldığı olayda, sanığın her iki müştekiye karşı ayrı ayrı gerçekleşen eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün kanuni sonucu olarak 5237 sayılı TCK’nın 53/1. fıkrasının a, b, d, e bentlerinde sayılan hakları kullanmaktan mahkum olduğuı hapis cezasının infazı tamamlanıncaya, 53/1. fıkrasının c bendinde sayılan hakları kullanmaktan koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi karşısında tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak;
Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarından adli para cezasına ilişkin sırasıyla ” 30 gün ” ve ” 600 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak yerine, sırasıyla ” 5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.