YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10859
KARAR NO : 2014/4332
KARAR TARİHİ : 10.03.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Emlak komisyoncusu olan katılan …’un, … isminde bir arkadaşının evinin satılmasına komisyon karşılığında aracı olduğu, olay günü sanığın, katılan …’un emlak bürosuna gelerek uygun bir ev satın almak istediğini söylediği, katılan …’un uygun bir ev olduğunu belirterek arkadaşı olan …’e ait olan ve satılması amacıyla kendisine anahtarı teslim edilen evi sanığa gösterdiği, sanığın söz konusu evi beğenerek ev sahibi ile de görüşüp anlaşmak suretiyle tekrar büroya geldiği, satın alma hususunda anlaşmaya vardığı daireyi kiraya vereceğini söylediği, aynı gün kiralık daire aramakta olan katılan …’ın …’un emlak bürosuna gelerek kiralık daire aradığını söylediği, katılan …’un, bu sırada emlak bürosunda bulunan ve sanık tarafından henüz satın alınmış olan dairenin kiralık olduğunu söylemesi üzerine, evi gören katılan …’ın söz konusu evi kiralamak istediği ve evi sözde satın alan sanık ile kira sözleşmesi yaparak 400 dolar depozito ile 500 dolar kira bedelini sanığa verdiği, ertesi gün tapuda resmi işlemleri yapacağını söyleyerek iş yerinden ayrılan sanığın, ertesi günü katılan …’ın iş yerine gelerek kiraladığı evin kombisinin bozuk olduğunu, tamir edilmesi halinde çok masraflı olacağından yenisinin alınması gerektiğini ve bedelinin de 500 TL olduğunu söyleyerek ikinci defa para 500 TL para alarak haksız menfaat temin ettiğinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanığın savunmalarına, katılanın aşamalardaki beyanlarına, tanık anlatımlarına, teşhis tutanağına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, sahibi olmadığı bir evi satın alıyormuş gibi hileli hareketlerde bulunarak katılanları da bu duruma inandırdıktan sonra sözde satın aldığı evi, 11.03.2008 tarihinde kira sözleşmesi yaparak katılan …’a kiraladığı ve katılandan kira ücreti olarak 500 TL, depozito ücreti olarak 400 dolar para aldığı, bir gün sonra katılan …’ın iş yerine gelerek kiraladığı evin kombisinin bozuk olduğunu, tamir etmenin çok masraflı olacağından yenisinin alınması gerektiğini ve bedelinin de 500 TL olduğunu söyleyerek ikinci kez 500 TL para almak suretiyle haksız menfaat temin etmesi şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın 11.03.2008 tarihinde sözde kira sözleşmesi yapıp, katılandan kira ücreti olarak 500 TL, depozito ücreti olarak da 400 dolar para aldıktan bir gün sonra katılan …’ın iş yerine gelerek kiraladığı evin kombisinin bozuk olduğu ve yenisini alacağı bahanesiyle ikinci kez katılan …’tan 500 TL para almak suretiyle, 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesi kapsamında, aynı katılana yönelik ve aynı suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünü birden fazla ihlal ederek birden fazla kez menfaat temin etmiş olduğunun anlaşılması karşısında; zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesi hususu aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uyarınca sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmanın kanuni sonucu olması ve infaz aşamasında gözetilmesinin mümkün olduğunun anlaşılması karşısında; bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 10.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.