YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10864
KARAR NO : 2014/4314
KARAR TARİHİ : 10.03.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanıklar … ve …’ın, 2006 yılının haziran ayı içerisinde katılana ait iş yerinin penceresine satılık villa ilanı asmak istedikleri, katılanın bu duruma izin vermediği; ancak sanıkların satacağı villayı yatırım amaçlı satın almak istediğini söylediği, sanıkların söz konusu villanın bulunduğu yere katılanı götürerek satacakları villayı gösterdikleri, katılanın gösterilen villayı beğendiği, pazarlık yaparak satın alma konusunda sanıklar ile anlaştıktan sonra … Bankası … Şubesine başvurarak konut kredisi talebinde bulunduğu,… Bankası … şubesi tarafından, kredi talebine konu olan villanın gerekli olan incelemelerini yerinde yapıp değerinin belirlenmesine ilişkin ekspertiz raporunun hazırlaması amacıyla banka görevlisi olan sanık …’un eksper olarak görevlendirildiği, katılana satılmak istenen ve … Köyü …numaralarında tescilli olan taşınmazın arsa niteliğinde olduğu ve üzerinde herhangi bir villanın bulnmadığı halde, sanık …’un söz konusu yerin 135.000,00 TL değerinde bir villa olduğuna ilişkin 19.06.2006 tarihli ekspertiz raporunu düzenleyerek bankaya verdiği, katılan banka tarafından 65.000,00 TL tutarında konut kredisinin katılana verildiği ve söz konusu gayrimenkul üzerinde 150.000,00 TL değerinde ve banka lehine ipotek tesis edildiği, kredi işlemlerinin tamamlanmasından sonra sanıklar ile katılanın, 20.06.2006 tarihinde Tapu Sicil Müdürlüğü’ne giderek resmi satış işlemini gerçekleştirdikleri, söz konusu kredinin taksitlerinin katılan tarafından ödenmemesi üzerine banka tarafından … İcra Müdürlüğünde icra takibinin başlatıldığı ve bu kapsamda; katılana 28.01.2008 tarihli ödeme emrinin gönderildiği, yürütülen icra takibi sürecinde banka lehine ipotek tesisine konu olan söz konusu taşınmazın üzerinde villa olmadığı, boş arsa niteliğinde olduğu, değerinin ise 4.481,25 TL olduğunun anlaşıldığı, bu şekilde sanıklar … ile …’ın kendilerine ait olan boş arsayı üzerinde villa olduğuna dair yalan söyleyerek katılanı kandırıp, değerinden çok yüksek bedele satmaya ikna ettikten sonra … Bankasında görevli sanık …’a gerçeğe aykırı ekspertiz raporu düzenlettirerek bankayı aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1- Katılan … vekilinin sanık … hakkında verilen hükme yönelik yaptığı temyiz talebinin incelemesinde;
…’in, 24.12.2008 tarihli duruşmadaki ifadesinde; sanık … hakkında şikayetçi olmadığını beyan etmesine göre; adı belirtilen sanık açısından davaya katılma hakkının bulunmamasına rağmen; sanığı da kapsar şekilde verilen katılma kararının hukuki değerden yoksun bulunduğunun anlaşılması karşısında, şikayetçi olmayan …’in, 5271 Sayılı CMK’nın 234. maddesi uyarınca sanık … hakkında kurulan hükme yönelik kanun yoluna başvurma hakkının bulunmadığı nazara alınarak, temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. Maddesi uyarınca REDDİNE,
2- Katılan … vekilinin, sanıklar … ve … haklarında, katılan … vekilinin ise sanıklar …, … ile … haklarında kurulan hükümlere yönelik yaptıkları temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Oluşa, sanıkların savunmalarına, katılanın aşamalardaki beyanlarına, tanıkların anlatımlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanıkların üzerlerine atılı olan dolandırıcılık suçunu işlediklerine ilişkin katılanın iddiasından başkaca, somut ve kesin bir delil elde edilememesi karşısında, kuşkudan sanık yararlanır ilkesi dikkate alınarak; sanıkların beraatlerine dair kararlarda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerinin ONANMASINA, 10.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.