Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/10879 E. 2014/4318 K. 10.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10879
KARAR NO : 2014/4318
KARAR TARİHİ : 10.03.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sosyal Güvenlik Kurum Başkanlığı Kontrol memurluğu tarafından, …İnşaat Elektrik Taahhüt Limited Şirketi unvanlı işyerinde yapılan denetim neticesinde; işletmenin sahibi ve yetkilileri olan sanıklar … ile …’in, diğer sanık …’i, anılan iş yerinde temizlikçi elemanı olarak katılan kuruma sigortalı olarak bildirdikleri; ancak … Sosyal Güvenlik Müdürlüğüne verilmiş olan işçi bildirim listesinde sanık …’in çalışmaya başladığı tarihin 25.04.2004 olarak belirtilmesine rağmen iş yeri kayıt ve belgeleri içeriklerine göre; sanık … ile ilgili olarak 25.05.2004 tarihinden önceki bir dönem için yapılan herhangi bir ücret ödemesine ve fiili çalışmaya rastlanılmadığının anlaşıldığı; ayrıca şirketin mesken olarak kullanıldığının belirlendiği, bu şekilde sanıkların sahte belge düzenlemek suretiyle kamu kurumu zararına haksız menfaat temin ettiklerinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanıkların savunmalarına, katılan kurumun iddialarına, tanıkların anlatımlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanık …’in, 31.05.2004 tarihli düzenlenen işe giriş bildirgesi ile katılan kuruma sigortalı olarak bildirildiği; ancak söz konusu bildirgede; adı belirtilen kişinin çalışmaya başladığı tarihin 25.04.2005 olarak belirtildiği sabit ise de; … Vergi dairesinin düzenlediği yoklama fişinde; anılan iş yerinde 24.05.2004 tarihinden itibaren sanık …’in asgari ücretli işçi olarak çalıştığının tespit edildiği ve …Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bölge Müdürlüğü’ne verilen 15.06.2004 tarihli ek işçi bildirim listesinde de; sanık …’in, sigortalı olarak çalışmaya başladığı tarihin 25.05.2004 tarihi olarak belirtildiği dikkate alındığında, gerçeğe aykırı herhangi bir beyanın söz konusu olmadığı, söz konusu yanlışlığın sehven yapıldığının katılan kurum tarafından da kabul edilerek sanıklar haklarında uygulanan idari yaptırımın iptal edildiği, sanık …’in çalışması ile ilgili sigorta primlerinin katılan kuruma düzenli olarak ödendiği, sanıkların aşamalardaki ifadelerinde; sanık …’in anılan şirkette temizlik elemanı olarak çalıştığına dair savunmalarının aksini kanıtlayacak herhangi bir delilin de elde edilemediğinin anlaşılması karşısında; sanıkların üzerlerine atılı olan özel belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarını işlediklerine dair, mahkumiyetlerine yeterli, her türlü kuşkudan uzak, somut ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 10/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.