Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/1090 E. 2013/16482 K. 01.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1090
KARAR NO : 2013/16482
KARAR TARİHİ : 01.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, görevi kötüye kullanma, bedelsiz senedi kullanma
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hüküm fıkrasında, Anayasa’nın 40/2, 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca başvurulacak kanun yolu ile ilgili sürenin başlangıcının ve başvuru şeklinin tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıkça gösterilmediği anlaşıldığından; sanık …’in temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanlardan …’ın, 2005 yılı 6. veya 7. ayında zilyetliği ve mülkiyeti kendisine ait ancak kayden başkası üzerine kayıtlı olan traktörünü, sanıklardan …’ya toplam 26.000 TL bedel karşılığında sattığı, buna karşılık biri tarihsiz ve 5.000 TL bedelli, diğeri 21.000 TL bedelli senetleri aldığı ve traktörü sanık …’ya teslim ettiği, sanığın her iki senedi de vadesinde ödemediği, bunun üzerine katılanın söz konusu senetleri avukatı aracılığıyla Burdar İcra Müdürlüğü’nün 2005/2768 e sayılı takip dosyası üzerinden icraya koyduğu, Burdur İcra Müdürlüğü’nün talimatı ile sanık …’nun Keçiborlu ilçesinde bulunan evinde yapılan haciz sonucunda bir kısım küçük baş hayvanlarının haczedilip yedi emin olarak … isimli şahsa bırakıldığı, ancak haczedilen menkul malların yedi min tarafından satış günü satış mahalline getirilmemesi nedeniyle satışının düştüğü, yine sanık …’nun bir kısım taşınmazlarına da haciz konulup satış işlemi başlatıldığı, ancak yapılan satış sonucu taşınmazlara alıcı çıkmaması nedeniyle satışın düşürüldüğü, katılan … ‘ın söz konusu senetlere dayalı alacağını bir türlü tahsil edememesi nedeniyle zor duruma düştüğü ve maddi manevi sıkıntı yaşadığı, katılan …’un oğlu olan diğer katılan …’ın 2006 yılının birinci ayının sonlarında telefon faturası yatırmak üzere Burdur İl Telekom Müdürlüğü’ne geldiğinde sanıklardan … ile tanıştığı, olayı ona anlatması üzerine bu sanığın katılan …’a hitaben “ben işinizi hallederim, icabında borçluların tarlasını ben alırım” diyerek yardımcı olmak bahanesiyle katılanları alıp, sanık …’ın Burdur Merkez … mevkiinde bulunan temizlik şirketine götürdüğü, sanıklar …, …, … ve temyiz incelemesi dışındaki sanık …’ın burada birlikte bulundukları, sanıkların katılanlara “…’in evini, davarlarını biliyoruz. Bu davarları sana getiririz, senin senetlerin icrada, bizden davarları alırsın, senetleri de icradan geri vermezsin” diyerek katılanların zor durumlarından da yararlanarak, borçlusu …, kefili … olan 15/01/2005 tanzim tarihli, 15/02/2005 ödeme tarihli, 30.000 TL’lik senet aldıkları aradan bir müddet geçtikten sonra alacağını tahsil edemeyen katılan …’un yeniden sanıklarla görüştüğünde, aynı sanıkların …’nun tarım kredi kooperatifine 4.000 TL borcu olduğunu söyleyerek, onu öderse hayvanları getirip kendisine verme konusunda taahhütte bulundukları ve katılandan bu suretle 3.600 TL para aldıkları, sanık …’ın oğlu olan sanık …’ın da, kurulan senaryoyu güçlendirmek amacıyla katılan … ile birlikte Burdur İşbankası şubesine giderek kredi kartından 400 TL çekerek, aynı kişilerin bulunduğu ortamda parayı sanık …’e verdiği, aradan yine bir süre geçtikten sonra sanıkların katılan …’a taahhüt ettikleri küçükbaş hayvanları getirmedikleri, katılanın da defalarca sanık …’ın iş yerine gidip geldiği, ancak sonuç alamadığı, katılanların zor durumda olduğunu bilen sanıklar … ve …’in, katılan …’un yanına gelerek zararını karşılayacaklarını, kendisine Yozgat ilinden 4 kamyon hayvan getireceklerini, ancak karşılığında 4.000 TL daha ödemesi gerektiğini söylemeleri üzerine, katılanın Türk Telekom’a ait yardım sandığından 4.000 TL para çekerek sanıklara verdiği, daha sonra sanık …’ın suça konu 30.000 TL bedelli senedi ciro etmek suretiyle temyiz incelemesi dışındaki sanık …’a verdiği, onun da bu senedi sanık …’a ciro etmek suretiyle devrettiği, sanık …’un ise söz konusu senedi avukatı olan sanık … vasıtasıyla Burdur İcra Müdürlüğü’nün 2006/570 e sayılı dosyası üzerinde takibe koyduğu, bu takip devam ederken sanıklardan …’in, katılan …’un yanına gelerek “senin senedin …’ta, bana 30.000 TL’lik senet verirsen bu senedin fotokopisini çekip sahte olarak …’a vereceğim ve senin asıl senedini kurtaracağım” diyerek katılanın düştüğü zor durum ve çaresizliğinden yararlanmak suretiyle 15/03/2005 vade tarihli ve 30.000 TL bedelli ikinci bir senet aldığı, katılanların Cumhuriyet Başsavcılığına vaki şikayetleri üzerine yürütülen soruşturmadan çekinen sanık … ile temyiz incelemesi dışındaki sanık …’ın, bu ikinci senedi katılana iade ettikleri, ancak buna karşılık sanık …’ın katılandan 910 TL daha aldığı, katılanlar aleyhine yürütülen Burdur İcra Müdürlüğü’nün 2006/570 e sayılı takip dosyası üzerinden, katılan …’un bütün çalışma hayatı boyunca biriktirdiği Türk Telekom Personeli biriktirme ve yardımlaşma sandığında bulunan 21.645,85 TL paranın haczedilerek avukat olan sanık … vasıtasıyla dosyadan çekilmiş olduğu, ayrıca yine aynı dosya üzerinden katılan …’un iki adet taşınmazı üzerine haciz konulduğu, ayrıca sanık …’nun katılan tarafından yapılan icra takibi nedeniyle haczedilen hayvanların otlakiye parasını gerekçe göstererek çeşitli zamanlarda kendisinden toplam 2.700 TL para aldığı iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda;
A- Sanıklar …, …, …, … ve … hakkında verilen beraat kararlarının incelenmesinde;
Sanıklar …, …, … ve …’nin, katılanlara yönelik eylemlere iştirak ettiklerine dair, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, sanık …’ın iddia edildiği üzere bankadan çektiği 400 TL’yi katılana verdiğine yönelik bir kaydın bulunmadığı, avukat sanık …’in, müvekkili olan sanık … tarafından kendisine verilen senedi görevi gereği tahsil etmek amacıyla icraya koyduğu, diğer sanıklar …, … ve temyiz incelemesi dışındaki …’ın eylemlerinden bilgisi olduğuna ve görevi kötüye kullanma suçunu işlediğine dair soyut iddia dışında bir delil bulunmadığı anlaşıldığından, sanıklar hakkında verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
B- Sanıklar … ve … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … müdafii ve sanık …’in yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık … ve temyiz incelemesi dışındaki sanık …’ın, katılan …’ı, …’dan alacağını tahsil edecekleri, kaçırılan hacizli malları bulacakları hususunda ikna etmek suretiyle, 15/01/2005 tanzim tarihli, 15/02/2005 ödeme tarihli, 30.000 TL’lik senet ve bir miktar para aldıkları, daha sonra, aralarında gerçekte bir borç ilişkisi bulunmadığı halde …’ın senedi tahsilini sağlamak için sanık …’a ciro ettiği, sanık …’in de suça konu senedi avukatı vasıtasıyla icraya koyduğu anlaşılmakla; sanıklar …, … ve temyiz incelemesi dışındaki sanık …’ın fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek, katılandan menfaat temin etmek şeklindeki eylemlerinin, icra dairesinin araç olarak kullanılması nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 158/1-d maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin sanıklar hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ve sanık …’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. mddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı kanunun 326/son maddesi gereğince sonuç ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkın gözetilmesine, 01/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.