YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/111
KARAR NO : 2013/13453
KARAR TARİHİ : 17.09.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı,o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmıyan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda;
Sanığın sahibi olduğu şirket vasıtasıyla tesktil ithalat ve ihracatı yaptığı Türkiye deki şirketine bağlı olarak … da … isimli şirketi kurduğu faaliyete devam ederken Başbakanlık Dış Ticaret
Müsteşarlığının 2005/4 sayılı Yurtdışında Ofis Mağaza Açma, İşletme ve Marka Tanıtım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ hükümlerinden faydalanmak üzere … de bildirdiği bir adresi ofis olarak kiralayıp çeşitli mobilya bilgisayar, yazıcı ve diğer büro eşyaları aldığını beyan ederek … Tekstil ve Konfeksiyon ihracatçılar Birliği vasıtasıyla başvurarak 362,31 TL kira desteği ve 26.716,00 TL … dekorasyon desteği talebinde bulunduğu, ancak … Ticaret Müşavirliği vasıtası ile yaptırılan tespitte sanığın ofis olarak kiraladığını beyan ettiği adresin boş olduğu, yine bilgisayar ve demirbaş eşyanın da şirketin başka binasında bulunup eksik olduğu varolanların eski ve farklı markalarda ürünler olduğunun belirlendiği, anlaşıldığından sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-e maddesinde öngörülen adli para cezasının aynı maddenin son fıkrası gereği elde edilen menfaat miktarının iki katından az olamayacağı hükmü ve somut olayda elde edilen menfaat miktarının 27.078,31 TL olması karşısında, sanık hakkında eksik adli para cezası tayin edilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; diğer temyiz itirazlarının reddine;ancak,
5271 sayılı CMK’nun 231/6-c fıkrasında belirtilen zarar kavramının, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 11-250/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi belirlenebilir, ölçülebilir, somut maddi zarar olup manevi nitelikteki zararı kapsamadığı, Sanığın sabıkasız olduğu, “dolandırıcılığa teşebbüs” olarak kabul edilen eylemde maddi bir zarar bulunmadığı gözetilmeden sanık hakkında “idarenin zararını gidermediğinden” biçimindeki yetersiz gerekçe ile CMK’nın 231.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.