YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1131
KARAR NO : 2013/14887
KARAR TARİHİ : 07.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Müşteki …’un, nişanlısı olan katılan …’na, Sony Ericson marka cep telefonunu göndermek için … Kargo Şirketi’nin … şubesine gittiği, bu şubede sorumlu olarak çalışan sanığa, cep telefonu, şarj cihazı, garanti belgesi ve faturayı teslim ettiği, sanığın, aldığı paketi katılana teslim edilmek üzere işlemleri yapmaya başladığı, İzmir’de bulunan ve … Kargo’da çalışan … tarafından, gelen kolinin açılmadan katılana teslim edildiği, katılan, paketi teslim aldıktan hemen sonra, babası … ile birlikte koliyi açtığında, gönderildiği belirtilen cep telefonu ve şarj aletinin içinde olmadığını gördüğü, sanığın, paketi teslim aldıktan sonra, hemen kapatmayarak içindeki eşyaları aldığı ve boş alarak ağzını mühürlemek suretiyle alıcının adresine gönderdiği, sanığın yaptığı bu paketlemeden sonra, paketin hiç kimse tarafından açılmadığı, böylece sanığın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık, müşteki ve katılan beyanı, irsaliyeli fatura ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit
olması karşısında, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini ve 5237 sayılı TCK’nın 53/4. maddesi gereğince, kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı aynı Kanunun 53/1. maddesi maddesinde gösterilen hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “30 gün”, “25 gün” ve “500 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi ve hüküm fıkrasından, TCK 53. madde gereğince sanık hakkında güvenlik tedbirlerine hükmedilmesine, ilişkin kısmın çıkartılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07/10/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.