YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/11449
KARAR NO : 2014/5294
KARAR TARİHİ : 20.03.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılan ile sanığın daha önceden …’de tanıştıkları, birbirlerinin telefon numaralarını aldıkları, sanığın kendisini … ismi ile tanıtarak bakliyat işi yaptığını söylediği, yaklaşık bir yıl sonra katılanı arayan sanığın elinde fazla bakliyat olduğunu söyleyerek satışı için katılandan yardım istediği,…’da buluştuklarında sanığın, kimlikleri tespit edilmediği için evrakları ayrılan … ve onun babası olan … ile katılanı tanıştırarak bakliyatın bahane olduğunu, ellerinde tarla sürerken buldukları altınların olduğunu, bu altınları satmak istediklerini söyleyip verdikleri üç adet numune altını kuyumcuya gösteren katılanın gerçek olduklarını öğrenmesi üzerine yaptıkları pazarlık gereği 5.520,00 TL parayı vererek 95 adet altını satın aldığı, bu altınları kuyumcuya gösterdiğinde sahte olduklarını ve dolandırıldığını anladığı somut olayda; suçlamaları reddeden, katılan ile bir restoranda
tanıştıklarını ve katılanın telefon açması üzerine …’da buluştuklarında kolluk görevlilerince yakalandığını, olup bitenden haberinin olmadığını söyleyen sanığın katılan tarafından teşhis edilmesi, sanığın kimliğini gizleyerek kendisini … olarak tanıtması, müze müdürlüğü görevlilerince düzenlenen tutanakta altınların sahte olduğunun bildirilmesi karşısında dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 30 tam gün olarak tayin edilmesi;
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “30 gün”, “25 gün” ve “500,00 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”,”4 gün” ve “80,00 TL” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.