YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/11635
KARAR NO : 2014/5227
KARAR TARİHİ : 20.03.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın Milli Eğitim Bakanlığı’nda dostları olduğunu söyleyerek, katılanın …’ya öğretmen olarak ataması çıkan kızının tayinini engelleyebileceğini, bunun için kızın anne-babası veya kayınvalidesi ya da kayınbabasından herhangi birinin rahatsızlığı var ise bunların raporlarının alınarak gönderilmesi gerektiğini belirttiği, daha sonra sanığa gerekli sağlık raporu gönderildikten sonra, raporların onaylanması için paraya ihtiyaç olduğunu bildirmesi üzerine, katılanın ve yakınlarının peyder pey 5.000 TL’ye yakın bir parayı posta havalesi yoluyla sanığın banka hesabına gönderdikleri, ancak tayinin gerçekleşmediği, katılanın sanığı telefon ile aramasına rağmen ulaşamaması üzerine dolandırıldığını anlayarak şikayetçi olduğu anlaşılmaka, sanığın hileli hareketlerle haksız menfaat temin ettiğinin anlaşılması karşısında, dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik tarihlerle haksız menfaat temin etmesi nedeniyle hakkında TCK 43. maddenin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi ve adli sicil kaydına göre tekerrüre esas sabıkası bulunmasına rağmen, sanık hakkında TCK 58. maddenin uygulanmaması, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 20.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.