YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/11938
KARAR NO : 2013/17261
KARAR TARİHİ : 12.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların, katılan SS … Beldesi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanlığı adına süt veren vatandaşların sütlerini toplarlarken, aynı zamanda kendilerine ait hayvanların sütlerini de toplayıp kooperatife teslim ettikleri, ancak kendi verdikleri sütleri kayıt altına alırken verilen süt miktarından fazla süt verilmiş gibi gösterilerek kaydedip bu şekilde verilmeyen sütün bedelinin kooperatiften alınması sureti ile çıkar sağladıkları ve kooperatifi zarara uğrattıkları şeklinde gerçekleştiği iddia edilen olayda yapılan bilirkişi incelemesinde kooperatife ait belge ve kayıtlarda fazla süt verilmiş gibi işlem yapıldığına dair tespit yapılamadığı gözetilerek dolandırıcılık suçunun işlediklerinin sabit olmadığına dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş bu nedenle ek tebliğnamedeki düşünceye katılınmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre,katılan vekili ve sanıklar müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1136 sayılı Kanunun 168 ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin 5.fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafi ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. Maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanıklar hakkındaki hükmün ilgili bölümüne “sanığın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre 575 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanıklara verilmesine” fıkrasının eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.