Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/12119 E. 2013/616 K. 17.01.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/12119
KARAR NO : 2013/616
KARAR TARİHİ : 17.01.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, tehdit, basit yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur.Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur.Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur.Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder.Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır.Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır.Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Tehdit,bir kimsenin başkasını,kendisinin veya yakınının hayatına,vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin,onun iç huzurunu bozmaya,onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir.Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi,verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir.Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez.Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Somut olayda;katılanın, sanığın ablası … ile nişanlı iken ayrılacağını bildirmesi üzerine sanığın kardeşi … ile birlikte bu hususu konuşmak amacıyla katılanın evine gittikleri burada yaşanan tartışma sırasında katılanı basit tıbbi müdahale ile iyileşecek derecede yaraladıkları,sanık … …’un katılana hitaben “nasıl anlaşamıyorsunuz öldürürüm seni” diyerek tehdit ettiği, ayrıca evden çıkartılıp kapının kapatılmasından sonra kapıya tekme atmak suretiyle kapının pervaz ve kilidine zarar verdiği anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı suçların subut bulduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
1- Sanık hakkında mala zarar verme ve basit yaralama suçlarından kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz incelemesinde,
14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı yasanın 26. maddesiyle getirilen düzenleme ile ,”Bölge adliye mahkemeleri faaliyete geçinceye kadar hapis cezasından çevrilenler hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine karşı temyiz yoluna başvurulamaz.” hükmü gereğince temyizi mümkün olmadığından sanığın bu suçtan kurulan hükme yönelik temyiz isteğinin aynı kanunun 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2- Sanık hakkında tehdit suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz incelemesinde,
Temel ceza belirlenirken gösterilen gerekçeye,oluşa, mahkemenin takdirine ve ilk haksız eylemin sanık tarafından gerçekleştirilmesine göre, haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasından dolayı tebliğnamede bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Sanığın sabıkasının bulunmadığı ve suçun niteliği itibariyle maddi bir zarar söz konusu olmayacağı dikkate alındığında, yasal ve yeterli gerekçe göstermeksizin yasal şartları bulunmadığından bahisle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.01.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.