YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1221
KARAR NO : 2013/14990
KARAR TARİHİ : 07.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; 17/04/2008 tarihinde şikayetçi …’nın kendisine ait olan … Bilişim Teknolojileri isimli bilgisayar satış ve teknik servisi hizmeti veren işyerini kısa süreliğine ilgilenmesi için komşusu olan ve dosya kapsamında ifadesi alınan …’e bırakarak dükkandan ayrıldığı sırada, … yerine gelen sanığın, …’e “beni … gönderdi, girişte sağ tarafta bulunan rafta Asus marka metalik gri renkli laptopu satın aldım” şeklinde söylemesi üzerine; …’ın, telefon ile … eyri sahibini arayarak durumu teyit etmek istediğinde; sanığın “sen zahmet etme ben telefon açarım” şeklinde söyleyip dışarıya çıktktan bir müddet sonra tekrar … yerine gelerek “ben telefon açtım, kendisi ile görüştüm laptopu alıyorum şarj aletini de ver” şeklinde yalan söyleyerek …’ı kandırmak suretiyle söz konusu laptopu alarak dükkandan ayrıldığı, eylem ile ilgili soruşturmanın devam ettiği sırada benzer olayların
ilçede yaşanması üzerine şikayetçilerin eşgallerine uygun olan şüpheli şahsın aranmasına yönelik faaliyetler kapsamında tanık …’ın daha önce verdiği ifadesinde belirttiği eşgale uygun olan sanığın yakalanarak karakola getirildikten sonra, tanık …’a gösterildiği, tanık …’in tereddütsüz olarak olay günü kendisini kandırarak dükkanda bulunan laptopu alan kişinin kendisine gösterilen kişi olarak teşhis ettiği sabit olmakla dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan “5237 sayılı TCK’nın 157/1, 62, 52/2. maddeleri gereğince sonuç olarak verilen 41 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den olmak üzere 820 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ifadelerinin yerine “5237 sayılı TCK’nın 157/1. maddesi gereğince 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 62. maddesi gereğince cezasından 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 4 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 52/2. maddeleri gereğince verilen 4 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL ‘den olmak üzere sonuç olarak 80.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.