Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/12567 E. 2013/1631 K. 30.01.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/12567
KARAR NO : 2013/1631
KARAR TARİHİ : 30.01.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik incelemede;
Hüküm fıkrasında temyiz süresi, mercii ve yasa yolu açıkça belirtilmiş olup;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 05.12.2010 gün 2010/2-169 E.2010/188 K. Sayılı ilamında açıkça vurgulandığı üzere, hüküm fıkrasında sadece başvuru şeklinin belirtilmemiş olması, temyiz süresinin işlemesine engel teşkil etmeyeceğinden, tebliğnamedeki temyizin reddine ilişkin ek kararın kaldırılması görüşüne iştirak edilmemiştir;
Yokluğunda verilen mahkumiyet hükmü sanığa 07.02.2011 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 16.02.2011 günlü temyiz inceleme başvurusunun reddine karar verildiği temyizin reddine ilişkin 28.03.2011 tarihli ek karar sanığa 20.04.2011 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın sözkonusu red kararına karşı yasal süresi geçtikten sonra yaptığı anlaşılan 28.04.2011 günlü temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanıklar …, …, … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlere yönelik incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıkların kamyon kiralayarak önceden tespit ettikleri firmalardan nakliyesini yapmak üzere yükledikleri malları varış yerlerine teslim etmeyip satarak paylaşmak konusunda anlaştıkları, bu karar gereği sanık …’ün Komili yağ fabrikasının nakliye işlerini yapan Güneş Lojistik firmasına kiraladıkları kamyonla giderek kendisinin … nakliyatta çalıştığını belirtip ev ve iş telefonu vererek o tarih itibarıyla telefonlara cevap verilmesinide sağlayarak güven oluşturduktan sonra yüklediği 12.200 kğ sıvı yağı varış yerine teslim etmeyerek diğer sanıklarla birlikte satıp paylaştıkları, sanık …’ın yine aynı yöntemle başka bir fabrikadan yük alırken yakalandığı sanıktan haber beklemekte olan diğer sanıklarında kiralık başka bir araçta yakalandığı anlaşıldığndan sanıkların eyleminin doladırıcılık suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
İddianamede sanıklar hakkında uygulanması istenen sevk maddesinin 5237 Sayılı TCK’nun 158/1-i maddesi olduğu, ancak Burhaniye Ağır Ceza mahkemesinin 06.03.2007 tarih ve 2007/66–2007/60 sayılı kararı ile sanıkların aynı kanun 157 maddesi gereği yargılanmaları gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı vermiş olması nedeniyle tebliğnamedeki sanıklara sözkosu madde gereği ek savunma hakkı verilmeden mahkumiyet hükmü kurulduğu gerekçesiyle bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … müdafii ve sanıklar …, …’ün yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 30.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.