YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/12623
KARAR NO : 2014/5153
KARAR TARİHİ : 19.03.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, … caddesinde bulunan işhanında … Tercüme Bürosu adı altında iş yeri açtığı, bu iş yeri ile ilgili olarak kartvizit bastırdığı, kartvizitin arka kısmına da işçilerden istenen belgeler başlığı adı altında sağlık raporu, nüfus cüzdanı sureti, savcılık kağıdı, 10 adet resim yazdığı, müştekinin de sanığa ait büroya giderek…’e gitmek için görüştüğü, sanığın müştekiye 13 günde iki kez yurt dışına işçi gönderdiğini söyleyip kendisini de mutlaka göndereceği vaadinde bulunarak karşılığında 1.000 Amerikan doları istediği, teklifi kabul eden müştekiden pasaport, kimlik fotokopisi ile 100 Amerikan doları aldığı, birkaç gün sonra müştekiyi arayarak vize işlemlerini hallettiğini söyleyip 900 Amerikan dolarını da getirmesini istediği,
ertesi gün büroya giden müştekiye fotokopi bir belge gösterip pasaport aslı ile uçak bileti alacağını söyleyerek 900 Amerikan dolarını da aldığı, birkaç gün sonra tekrar büroya giden müştekiye pasaportunun verildiği, müşteki pasaportunu incelediğinde herhangi bir işlem yapılmadığını farkettiği, sanığa bir daha ulaşamadığı gibi büroyu da kapatıp kaçtığının anlaşıldığı olayda, eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak;
Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “360 gün”, ”300 gün” ve ”6.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak yerine, sırasıyla ” 5 gün”, ”4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 19.03.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.