YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13022
KARAR NO : 2014/5805
KARAR TARİHİ : 27.03.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, durakta şoför olarak çalıştığı sırada tanık …’a kendisinin avukat kardeşinin olduğunu, icra yoluyla satılan telefon, plazma tv gibi eşyaları ucuza alabileceğini söylediği, tanığın da eniştesi olan müşteki …’a sanığın sözlerinden bahsedip, müştekinin isteği üzerine onu sanıkla buluşturduğu, sanığın benzer sözleri müştekiye de söylemesi sonucunda müşteki …’ın bir adet cep telefonunu icra yoluyla satıştan ucuza alıp kendisine teslim etmesi için sanığa 230 TL verdiği, parayı aldıktan sonra ortadan kaybolan sanığın eyleminin dolandırcılık suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre,diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı ceza alt sınırdan belirlendiği halde yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle adli para cezası tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle tespit edilerek sanığa fazla ceza tayini,
Sanığın tekerrüre esas olan Ankara 12 Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/493 Esas, 2006/1170 Karar sayılı ilamı aldığı mahkumiyet dışında başkaca tekerrüre esas mahkumiyeti bulunmamasına karşın kesin nitelikteki diğer mahkumiyetlerinede hüküm fıkrasında yer verilmek suretiyle sanık hakkında hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 1412 sayılı CMUK’nın 5320 sayılı Kanun uyarınca halen yürürlükte bulunan 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “100 gün” ve “2000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine sırasıyla“ 5 gün” ve “ 100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmek ve TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin hükümden çıkartılarak sanığın Ankara 12 Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/493 Esas, 2006/1170 Karar sayılı hükmü ile mükerrir olduğu anlaşıldığından TCK’nın 58. maddesi uyarınca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,” cümlesinin hükme eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.